Menü
Röportaj : Yonca Lodi müzik piyasasını değerlendirdi...
28 Nisan 2008 Pazartesi - 13:12 GMT
Yonca Lodi

Yonca Lodi, beş yıldır uzak kaldığı müzik piyasasına üçüncü albümü "Yolumu Bulurum"la dönüş yaptı. Evinin kapılarını ilk kez açan Lodi, müzik piyasasını ve yeni nesil şarkıcıları da eleştirdi...

- Son günlerdeki elektronik müzik modasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Elektronik müziğin tabii ki yeri var. Ama ben müzik çalındığı ve söylendiği gibi insanların önüne gelsin isterim. Akustik müziğin tadı hiçbir şeyde yok. Elektronik olmasın demiyorum, ama dozunun bizde biraz kaçtığı düşüncesindeyim.

- Hande Yener ve Demet Akalın, o tür müzikle anılıyor... Hande'yi çok beğeniyorum, bence çok cesaretli bir karar verdi. İnsanlar küçümsemeye çalışsa da o kendi müziğini yaptı. Demet'e gelince... Demet de çalışıyor, uğraşıyor. Ama Demet kendine şu soruyu sormalı: "İnsanların 20 yıl sonra bile beni hatırlayacakları hangi şarkıyı yaptım?" Önemli olan bir işin uzun ömürlü olmasıdır.

- Peki siz 20 yıl sonra bu dönemden kimleri dinlersiniz? Mesela Kenan Doğulu'yu dinlerim. Müzikal kimliği olan herkesi dinlerim diye düşünüyorum. Kenan'ın müziğinde de elektronik var, arabesk var... Sonra Tarkan'ı dinlerim. Onun gerçek bir star olduğunu düşünüyorum. Muhteşem buluyorum sesini ve yorumunu. Ama onun da eski şarkılarının tadını özlüyorum. Hani herkes sanki bir trend yakalamak uğruna kendi özlüğünden ödün veriyor gibi geliyor bana. "Aman hareketli olsun, pop olsun, iki darbuka olsun, iki de elektronik" diyerek, asıl yaptıklarından vazgeçiyorlar. Bir şarkıda melodi insanın yüreğine hitap eder. Bir şarkıda sözler asıldır. Bu asılların dışına çıktığınız zaman, şarkı üretmek fabrikasyona dönüşür. Bu şarkılar mı geleceğe taşınacak? O halde niye hâlâ "Yalnızlık ömür boyu" diye şarkılar söylüyoruz? Ne dinleyeceğiz 20 yıl sonra? Yine Sezen ve Nilüfer dinleyeceğiz galiba.

- Sesi yeterli ya da güzel olmayan birinin elektronik müzik yapması daha mı uygun? Elektronik öğelerle desteklendiği zaman birtakım işler kolaylaşıyor tabii. Bilgisayarlar sayesinde ses kabul edilebilir hale geliyor. Ama bence bunu ne dinleyici yutuyor, ne de müzik camiasında kabul oluyor. Bu kişilerin müzikleri sadece kulüplerde çalıyor. Ömürsüz şarkılar da hiçbir amaca hizmet etmiyor.

- Sizin müzik çalışmalarınız nasıl gidiyor? İyi gidiyor. Yaptığım albümden çok memnunum. Ben beş yıl ara vermek zorunda kaldım, çünkü şirket bulamadım. Sahneye hiç ara vermedim ama albüm yapamadım. TMC ile buluşana kadar oldukça uzun zaman geçti.

- Peki umudunuzu yitirip, müziği bırakmak istediniz mi hiç? Hiç istemedim. Çünkü ben şarkı söylemeyi hiç bırakmadım. Müzik benim can damarımdır. O yüzden müziği bırakmam söz konusu olamaz. Ama albüm anlamında dönerken endişelendim "Acaba unuttular mı" diye. Fakat çok net şekilde gördüm o özlemi, sevgiyi... Benim bu saatten sonra "İyi bir yorumcuyum" demeye ihtiyacım kalmadığını bana hissettirdiler.

- Şirket bulamadığınız o beş yıl boyunca piyasada neler değişti? Türkçe sözlü rock müzik çok ciddi zirve yapmış durumda. Gençler pop müziği eskisi kadar sahiplenmiyorlar. Hani "Ölümsüz şarkılar" diyoruz ya, rock müzikte bu tür şarkılar daha çok çıkıyor. Trend olmak değil onların derdi. "20 yıl sonra Kenan'ı dinlerim" dedim ya; bir de Şebnem Ferah'ı dinlerim mesela. Ölümsüz müzikler yapmak adına rock müzik biraz daha çalışkan. Biz pop müzik severler, artık bir parça kendimize dönüp, daha iyi şarkılar yapmalıyız. Pop müzikte üretim çok düştü çünkü. Ama bunun yolu elektronik müzikten geçmiyor. Rock müziğin yolundan, yani doğallıktan geçiyor. Bir de “Ne kadar skandalın varsa o kadar adamsın” muamelesi bizim gibiler üzerinde etkili değil. Ben bu piyasanın var olan bütün kurallarını reddettim. "Sadece kendi bildiğim yoldan, kendi istediğim şekilde gideceğim" dedim. Evet yol biraz uzuyor belki ama huzurlu oluyorsun.

- Müzik dışında başka projeleriniz var mı? Güzel şeyler olacak, inanıyorum. Yıllardır kendi televizyon programım üzerinde çalışıyorum. Bir müzik programı olacak ama çok detay vermeyeyim. Ekranda çok rahatım, olduğum gibiyim. Müzik konuşmaktan zevk alıyorum. Tamamen kendi penceremden gördüğüm müziği yansıtmak istiyorum. Sonbaharda gerçekleşecek bu program. Kanalı henüz belli değil.

- "Bu beş yıllık ara olmasaydı, mesleğimde daha farklı bir noktada olurdum" dediğiniz oluyor mu? Benim çıkışım hakikaten ses getiren bir çıkıştı. Kolay kolay herkese daha ilk albümünde "İyi bir yorumcu" denilmez. Onun da ekmeğini yiyorum. Sonuçta her şey olması gerektiği gibi oluyor. Öyle gerekliydi, öyle oldu. Beş yıl nedir ki insan hayatında! Her şeyin bir sebebinin olduğunu düşünüyorum. Annem der ki, hep kötü kötü gitmez, hep iyi iyi gitmez. Nasıl ki kalp ritminin zikzakları vardır, tek çizgi olduğunda ölürsün ya, öyle bir şey... Ben o zikzaklardan çok memnunum.

- Bunu anlamanıza ne sebep oldu? Çok acı bir tecrübe yaşadım ve o zaman oturup, ah vah ederken bir anda olayların dışına çıktım. "Bunun böyle olması gerekiyordu" diyerek her şeyin analizini yaptım. Şimdi "Bunları iyi ki yaşamışım" diyorum.

- Bu beş yıllık ayrılık sırasında bir de çocuk sahibi oldunuz... Egehan 4 yaşında. "Çocuğun oldu, o yüzden ara verdin" diyorlar. Alakası yok. Çünkü oğlum bana hiç engel olmadı. Bir de çok kolay bir çocuktur. Ben işe giderken el sallar, "Güle güle" der. Hayatımda hep varmış gibi geliyor bana. Ben var olduğumdan beri eteğimi çekiştiren biri varmış gibi... Çok olgun, akıllı ve son derece sosyal bir çocuk. Hep hayalini kurduğum bir çocuk karakteri vardı: Beni sevsin, bana bağlı olsun ama kendi dünyası da olsun. Çünkü hayatta en önemli şey kendine güvenli bir erkek çocuk yetiştirmek. Kendine güvensiz erkeklerden Allah herkesi korusun! İleride hayatına girecek kadınlar bana ah etmesinler diye kendine güvenli bir çocuk yetiştiriyorum!

Röportaj: Pınar YILMAZERLER