Menü
Röportaj : Yaşar: "Artık tamamlanmaya ihtiyacım var"
29 Mart 2008 Cumartesi - 12:48 GMT
Yaşar

Pop müziğin Adanalı yıldızı Yaşar'ın sevenlerine iki ayrı sürprizi var. Birincisi; Yaşar yakında akustik bir albüm çıkartacak. İkincisi; yakışıklı popçu evlenmeyi kafasına koymuş! Evinde iki su kaplumbağası ve kedisi ile yaşayan Yaşar, artık evleneceğini söyledi....

38 yaşındaki sanatçı, 19 yaşındaki sevgilisi ile arasındaki jenerasyon farkından, aşka ve kadınlara bakışına, hatalarından hayallerine kadar her şeyi anlatırken; "Eğer 48 yaşımda bekar kalırsam, yine 20'li yaşlardaki bir kadınla olurum" dedi. Cuma akşamları Güverte Bar'da program yapan Yaşar, bir yandan da eski şarkılarını yeniden seslendirmeye hazırlanıyor...

* Hayvanlara düşkünlüğünüz biliniyor. Barınak gönüllüleri ile de çalışmalar yapmıştınız. Devam ediyor mu desteğiniz? Ediyor tabii. Ben insanlardan daha yakınım hayvanlara. Kedimle uyuyorum, kedimle kalkıyorum. Onun benden başka kimsesi yok. Benim de ondan başka...

* Yok mu kimseniz? Dostlarım, ailem var tabii ama ilişkilerde hep treni kaçırıyorum. Sonuçta da kala kala ev hayvanlarına kalıyorum. Neyse ki onlarla birbirimizi hiç terk etmiyoruz.

* Kız arkadaşınız var mı? Bir yıldır var ve inşallah bu kez kaçırmam treni.

* Çalışıyor mu, okuyor mu? 19 yaşında, öğrenci.

* Yaş farkı sorun oluyor mu? Yaş değil ama jenerasyon farkı sorun yaratabiliyor. Ben bazı olaylardan bahsediyorum, filmlerden, kitaplardan, onları bilmiyor mesela. Süperman, Tarantino, Scorpions, Michael Jackson'ın ilk çıktığı zamanlar...

* Dengeyi nasıl kuruyorsunuz? O benim yaşadıklarımı merak ediyor, öğrenmeye çalışıyor ama benim de ondan öğreneceğim şeyler var. Büyük sanatçılara dikkat edin; ressam, müzisyen, yazarların her zaman genç sevgilisi olmuştur. 38 yaşımdayım. Bu ilişkim devam ederse tamam ama etmezse 48 yaşımda da genç sevgili ararım. Yaşıtlarımla sevgili olarak hiç anlaşamıyorum.

* Ne arıyordunuz ki onu buldunuz sizden genç birinde? O duyguların ilk filizlendiği anlardaki heyecan var ya, işte ona sahip... En büyük hazinesi o. Daha ne olsun ki! Yaşam enerjisi yüksek, duyguları hırpalanmamış...

* Hiç sevgilinizi aldattınız mı? "Bir çiçekle bahar geçmez" ve türevi laflar hep öğretilmiş şeyler... Bunlar genetik olarak aktarılmıyor mu sanıyorsunuz? Bu sözlere hep güldük, gülerken de yaptık. Ben Adana'da doğdum, büyüdüm. Adana'da metrese 'dost' denir. Bunların normal karşılandığı bir ortamdan geliyorum ben.

* Yani? Siz normal karşılıyor musunuz? Böyle bir ortamda büyüyünce sana da normal geliyor. Ama benim 6.5 yıl süren ve neredeyse bütün şarkılarımı yazdığım çok ciddi bir ilişkim vardı. O dönem kimseye yan gözle bile bakmamışımdır. Meşhur olduktan sonra bir kadına bağlanmış olmak, diğer bütün kadınları kaçırmış olmak gibi geldi. Kız arkadaşım varken bile soranlara 'yok' dedim. Ama bu ilişkim farklı. Şimdi herkese 'var' diyorum. Buna rağmen gelen de var hâlâ ama artık ben reddediyorum!

* Şimdi ne değişti de reddediyorsunuz? Bu düzensizlikten bıktım. Evlenip çoluk çocuğa karışmak istiyorum. Çünkü artık kendimi kalabalık hissediyorum. Uzun yıllar birine bağlı kalmışlığım da var, uzun yıllar aldatmışlığımda var, hiç kimseye bağlanmadan yaşamışlığım da var. Hepsini tattım. Bir tek tatmadığım evlenip yuva kurmak ve çocuk sahibi olmak. Şarkılarım yarım, şiirlerim yarım, ben birazcık yarımım. Artık tamamlanmaya ihtiyacım var...

2003 yılında "Yalnızlık Dört Bin Perde" adlı bir şiir kitabı çıkarmıştınız. Neden devamı gelmedi? Şiir boş zaman işi. Kafan rahat olacak, zamanın olacak, yazacaksın... Ben o dönem niye kitap çıkardım biliyor musunuz? Çünkü şiirlerim çok dağınık duruyordu. Derlenip toplansınlar diye öyle bir tane kitap yazdım.

* Yakın zamanda yeni bir şeyler yapacak mısınız? İlk üç albümümde sözü müziği bana ait olan şarkılarımı, akustik olarak şimdiki sesimle yeniden söyleyeceğim. Doğrusu ben bu fikri Teoman'dan çaldım. Ama o başkalarına söyletti, ben kendim söyleyeceğim. Nisan ortalarında stüdyoya girmeyi planlıyorum.

* Arka arkaya Ezginin Günlüğü ve Teoman'ın toplama albümlerinde yer aldınız. Bu sizin için farklı kesimin dinleyicileri ile de buluşma yolu mu? Öyle düşünmedim ama bu albümler benim için çok iyi oldu. Özellikle 'Ebruli' şarkısı sanki ben bir single çıkarmışım etkisi yarattı. Toplama (completion) albümlerde yer almayı çok seviyorum. Sevdiğim kişiler için kayıtsız şartsız gider, şarkı söylerim. Bir lira da para almam.

* Parayla ilişkiniz nasıl? Bu tür konularda para ile hiç alakam yoktur. Ama emeğimin karşılığını almak istiyorum tabii. Bu telif meselesi yüzünden alamıyorum.

* Zorlanıyor musunuz maddi olarak? Bir dönem haftanın altı günü bar programı yapıyordunuz... Doğru, biz tutamadık o paraları. Ama akıllılık edip bir-iki yatırım yapmıştım. Sonra o dönem kapandı, zar zor geçindiğimiz bir dönem başladı. Kasetten de para alamıyoruz artık. Telif noktası doğru düzgün işlesin diye çalışıyoruz. Bir müzisyenin hiçbir zaman düzenli geliri olamaz. Telif müzisyenin sürünmemesi, gebermemesi için çok gerekli.

* Şatafatlı döneminiz oldu mu hiç? Paramı hiçbir zaman sırf kendimi düşünerek harcamadım. Kardeşimi okuttum, bakmakla yükümlü olduğum insanlara sorumluluklarımı yerine getirdim. Bir tane lüksüm var; o da gitar satın almak. Şimdi görsem güzel bir gitar, yine alırım. Bir gitarım var, 15 bin dolar. Elvis Presley döneminde üretilmiş 270 gitardan biri. Adı da 'Elvis' zaten. Bir tanesini Amerika'da gördüm, camekan içinde tutuyorlar.

* Kaç tane gitarınız var? 14 taneydi ama bazılarını hediye etim başkalarına. Şimdi 7 tane gitarım kaldı.

Kaynak: Sabah Gazetesi