Menü
Röportaj : Göksel: "Çok büyük bir deprem yaşadım"
17 Mart 2008 Pazartesi - 02:09 GMT
Göksel

Şu sıralar, son albümü "Ay'da Yürüdüm"e çektiği üçüncü klip "Yabani Otlar"la gündemde olan Göksel, hayatında yeni bir sayfa açtı. Eşi Alper Erinç'ten boşandıktan sonra bir anda müziğinden çok özel hayatıyla konuşulmaya başlanan ünlü şarkıcı, "Çok büyük bir deprem yaşadım, ama şimdi yeni bir dönem başlıyor" diyor...

21 Mart'ta ilk akustik konserinizi vereceksiniz. Çalışmalar nasıl gidiyor? - Konser vereceğimiz yer Getto ve burası akustik müziğin çok yakıştığı bir mekan... Sahnede, hitlerin gölgesinde kalan şarkılarımı da söyleyeceğim.

Son klibiniz "Yabani Otlar" kısa süre önce ekranlarda dönmeye başladı. Çekimlerde çok eğlendiğinizi duyduk... - Evet, klipte "feci" bir yemek savaşı sahnesi var. Çekim günü sete gelen profesyonel oyuncular, masanın üzerindeki yemekleri görünce başlarına geleceklerden korkup seti terk etti. 5-6 saat bekledikten sonra yeni bir cast hazırlandı. Onlar makarna ve ketçapların arasında o kadar mutluydu ki, çekim bittikten sonra bile yemeklerin içinde dans ediyorlardı. Çileli başladı ama inanılmaz eğlenceli bitti. Klibi izlerken çok gülüyorum.

Klibi kim çekti? - Yon Thomas ve Mike Norman. Yon çok başarılı bir görüntü yönetmeni. Normalde klipleri izlerken kendime bakamazdım, ama bu klipte durum farklı oldu.

Birçok kişi kendini izleyemediğini söyler. Peki sizin nedeniniz ne? - Hep daha iyisini yapabilirim diye düşünüyorum. Bu şarkı yazarken de böyle... Aslında çok yorucu ve beni hırpalayan bir durum ama bir anlamda beni motive de ediyor ve besliyor. Ben mükemmeliyetçiyim.

Albüm çıkalı bir yıl oldu, yeni albüm için ön hazırlıklara başladınız mı? - Albüm satışları eskisi kadar yüksek olmadığı için insanlar artık sadece kliplendirilmiş şarkıları biliyorlar. Bu çok üzücü. Bu albümdeki şarkıları rafa kaldırıp hemen yeni bir albüme başlamak istemiyorum. O yüzden bir klip daha çekmeyi düşünüyoruz. Daha sonra yeni albüm çalışmasına başlayabiliriz. Ayrıca ben bir değişim döneminden geçiyorum şu an. Kendimi besleyecek yeni şeyler arıyorum. Kitap okuyorum, gitar çalıyorum, ses egzersizi yapıyorum, spora gidiyorum. Bugünlerde hayatı okul gibi yaşıyorum.

Değişim süreciniz ne zaman başladı? - Aslına bakarsanız bundan birkaç sene önce kendi içimde ufak ufak sinyalleri hissetmeye başladım. Bir şeyler değişsin istedim. Kendimle ilgili pek çok şeyi de değiştirdim. 2007 sonu itibariyle hayatımdaki her şey farklılaştı. Aile hayatım, iş hayatım ve hayata bakış açım değişti.

Daha önceki albümlerde masum, asi ve muzip bir Göksel görüyorduk. Yaşadığınız bu değişim şarkılarınızı da etkileyecek mi peki? - Kesin olan bir şey var ki, giderek olgunlaşıyorum. Bundan sonrakiler daha olgun bir kadının şarkıları olacak. Bu zamana kadar yapmadığım ama yapmayı çok istediğim şeyler vardı. Artık onlara eğildim. Seyahat etmek istiyor, yapamıyordum. Örneğin bu isteğimi ertelemekten vazgeçtim. 2008 itibariyle Mısır ve Londra'ya gittim. Seyahatlerimin devamı da gelecek. Sadece fiziken değil ruhsal açıdan da yol alıyorum. Tüm bunların sonucunda nasıl bir albüm çıkar ortaya, şimdiden bilemiyorum tabii. Her şeyi oluruna bıraktım. Ne zaman şarkılar albüm yapacak düzeye gelirse, o zaman albüm yapacağım.

Her fırsatta Türkan Şoray'ı çok beğendiğinizi söylüyorsunuz. Oyunculuk teklifi geldi mi bilmiyorum ama onun yerinde olmayı hiç hayal ettiniz mi? - Bugüne kadar hiç oyunculuk teklifi almadım. Gelse değerlendiririm tabii ki... Türkan Şoray'a bayılıyorum ve ona benzetilmeyi büyük bir onur olarak algılıyorum. Saçlarım, gözlerim benziyor ama bizim asıl edamız benziyor gördüğüm kadarıyla... Sakinliğimiz, ürkekliğimiz yani... Bazı zamanlar ben de onun gibi çok çekingen olabiliyorum.

Bu çekingenliğin nedeni ne? - Bu insanın mizacı ile alakalı bir şey. Böyle geldi böyle gidiyor. Daha çok yeni tanıştığım insanlarla yaşıyorum bu sıkıntıyı. Neden kaynaklandığını ben de bilmiyorum ama bir utanma, çekinme oluyor. Yani ilk başlarda insanlarla yakınlaşmaktan korkuyorum. Çocukluğumdan beri olan bir şeydi, neyse ki giderek azalıyor.

Uzun süredir müzik piyasasındasınız, ama ön planda hep şarkılarınız var. Kendinizi neden geri planda tutuyorsunuz? - Bu beni çok mutlu ediyor çünkü... Bu işi yapmaya ilk başladığım zamanlarda da amacım çok meşhur olmak değil, sadece güzel şarkılar yapmaktı. Şu anda yaşadığım şey işte o... Çoğu şarkım benden daha ünlü. Günümüzün popüler dünyasını birazcık "kirli" buluyorum. Bu dünyada sadece şarkıları ile var olabilen çok insan yok. Ben de o azınlıktan biriyim. Öbür türlü bir ün beni mutsuz ederdi, çünkü ün sanılanın aksine hiç güzel bir şey değil.

Bir de aynı zamanda prodüktörünüz olan eşiniz Alper Erinç'ten ayrıldınız... - Evet, hayatımda çok büyük bir deprem yaşandı. Boşanmak herkes için zor bir olay. Biz bir de beraber çalışıyor olmanın verdiği bir zorluk yaşıyorduk. Dolayısıyla müzikal hayatımda da benim için yeni bir dönem başlıyor diyebilirim. Tüm bu olanları kötü bir şey olarak algılamıyorum. Bir şey yerle bir olduğunda, yeni oluşacak şey mutlaka daha iyidir ve bu yeni şey beni heyecanlandırır.

Ama yeni albümde, moda dergilerinden fırlamış gibi görünen bir Göksel çıktı karşımıza... - 35 yaşındayım ve artık güzel görünmek istiyorum. Gençlik gitmeden önce yani! Tamamen kadınsal bir duygu bu... Şu dakikadan sonra hiçbir şeyden korkmuyorum, ama ilk başlarda sadece "kadın" olarak algılanmak kötüydü. İlk albümü yaptığım dönem bunu hissettim. İlk albümde görsel olarak çok iddialı duruyordum. Sonra baktım ki kimsenin benim şarkılarımla ilgilendiği yok! O durum beni korkuttu. Öyle algılanmak istemediğim için bir tarafımı kesip attım. İnsanlar benim ne olduğumu biliyor. Şarkılarımı da biliyorlar. Bunların üzerine bir moda çekiminde yer almamın, güzel görünmemin bir önemi yok, sadece gururumu okşar. Görselliği işinizden önce "bir yol" olarak kullanmanız çok berbat bir şey.

Röportaj: Sinem VURAL