Menü
Röportaj : Müzik sektöründe "yapay virüs kanseri" salgını var!
27 Kasım 2007 Salı - 15:31 GMT
Betül Demir

Geçtiğimiz yıl piyasaya çıkardığı "Ayrılığın El Kitabı" adlı ilk albümünü remix çalışması olarak "Betül Demir Remix" adıyla yenileyen Betül Demir, MTV Arabia'nın Dubai'deki partisine davet edildi. "Yapamadım" ile "Başka Bir Şey" adlı şarkılarının klipleri MTV Arabia'da yayınlanan Demir, müzik kanalının şubatta vereceği partide sahneye çıkmayı kabul etti. Kendisine; Arap etnik müziklerini pop tarzında söyleyerek Avrupa'da ünlenen Haifa ve Nancy Ajram'ı örnek aldığını belirten Betül Demir, "Dubai'deki partide onlarla biraraya geleceğim. Arabistan üzerinden Avrupa'ya açılma konusunda onlardan taktik alacağım" dedi.

* İki klibiniz MTV Arabia'da yayınlanıyor ve şubatta da bu kanalın Dubai'deki partisinde sahneye çıkacaksınız. Bu durum kariyerinize ne ölçüde katkı sağlayacak? Avrupa'da özellikle Arap ülkelerinin etnik müziklerinin yer aldığı albümler iyi satıyor. MTV Arabia'da kliplerimin yayınlanması, benim için ikinci kapının açılma şansı demek. Birincisi; Arap ülkelerinde albüm satmak, diğeri ise Avrupa'ya Arap ülkeleri üzerinden açılmak. Partide Avrupa ülkelerinden de birçok yapımcı, dağıtımcı olacak. Kendimi göstermek için iyi bir şans.

* Ama siz pop şarkıları söylüyorsunuz... Haifa ile Nancy Ajram, Arap etnik müziğini pop tarzında söyleyerek Avrupa'da kendilerine yer edindiler. Ben de aynı yolla Avrupa'da yer alabileceğimi düşünüyorum. Yeter ki yalnız bırakılmayayım! Zaten Haifa ile Nancy Ajram da partide olacak. Onlarla bir araya gelerek Avrupa'ya açılma konusunda taktik alacağım.

* Yalnız bırakılmamaktan kastınız ne? Sertab Erener, Eurovision'dan sonra Avrupa'ya çıkış aşamasında yalnız bırakıldı. Yeterince destek verilip yeterince tanıtımı yapılmadı. Hatta Türkiye'de birçok kişi Sertab Erener'in albümlerinin Avrupa'da satışa çıktığından bile haberi olmadı. Türkiye'den iteklenmediğimiz sürece Avrupa'da tutunma şansımız yok!

* Her şarkıcının kendisine bir rakip belirlediği bir dönemi yaşıyoruz. Siz kendinize kimi rakip olarak seçtiniz? Her meslek grubunun üyeleri birbirlerinin doğal rakipleridir. Müzik sektöründe de elbette herkes daha çok sevilmek, daha çok dinlenmek istiyor. Bu hepimizin doğasında olan bir arzu. Böyle bir arzunun olmaması tuhaf olurdu. Önemli olan centilmence rekabet edip, etmediğimiz. Başarının ölçüsü birbirimizden daha iyi olmak adına ne kadar çaba gösterdiğimiz olmalı. Ama ne yazık ki; bu dönemde başarının ölçüsü bu değil.

* Sizce günümüzdeki başarı ölçüsü nedir? Başarı, gazete ve televizyonda ne kadar yer aldığınızla ölçülüyor. Üstelik bu yer almalar yapılan işlerle değil, tamamen özel yaşantılarla gerçekleşiyor. Bakın birçok şarkıcı yaptığı işlerle mi, yoksa özel yaşantıları veya birbirleri hakkında laf sallamalarıyla mı gündeme geliyor? Bence iş çığrından çıktı. Müzik ikinci plana atıldı. Albümler hazırlanırken bile 'Nasıl bir şarkı yapsak da dinleyenlerin kalbini fethetsek' yerine 'Nasıl bir yapay gündem oluştursak da albümün adını duyursak' şeklinde stratejiler üretilmeye başlandı.

* Yapay gündemlerle satış oluyor mu peki? Bu yaklaşım çok tehlikeli. Böyle bir strateji doğru olsaydı; albümlerin satışları bu kadar düşmezdi. Tamam korsan ve MP3 satışları etkiliyor ama müzik sektörünün krize girmesinin nedeni; sadece bu faktörler değil. Herkes kanserin ne denli tehlikeli bir hastalık olduğunu bilir ama kimse kendisine kondurmaz. Kendisinde olursa da saklar. Müzik sektöründe de 'yapay virüs kanseri', herkesi sardı. Ama kimse kendisinde olabileceğini kabul etmiyor.

* Sahne ücretleri şarkıcıların özel hayatlarındaki çalkantılara ve meslektaşlarıyla yaşadıkları polemiklerin sayısı ve şiddetine göre belirleniyor. Bu duruma isyan etmiyor musunuz? Evet, ne yazık ki böyle bir dönem yaşıyoruz. Parayı verecek kişiler doğal olarak mekanlarını doldurarak kar etmeyi amaçlıyor. Bunun da ancak çalkantılı özel yaşamları ve polemikleri olan şarkıcılarla gerçekleşeceğine inanıyor. Ama bu bir geçiş dönemi. Ben insanların ille de yakından görmek istediği şarkıcılardan iyi şarkı söylemelerini de isteyecekleri bir dönemin gelmesinin yakın olduğuna inanıyorum. Ve kendimi o döneme hazırlıyorum.

* Nasıl bir hazırlık evresi bu? İyiden daha iyi olan bir iyi mutlaka vardır. Ben de sahip olduğum nitelikleri bir gün öncesinden daha iyi kılmak için çaba gösteriyorum. İnsanları uzun süre etkisi altında bırakacak kadar iyi şarkı söylemek için çalışıyorum. İyi olmanın sonu yoktur. Nilüfer, Sezen Aksu ve Ajda Pekkan bu yolu izlemiş ve mutlak başarıyı elde etmiş sanatçılar...

* Yine onlar gibi sanatçılar yetişmez mi? Bu isimlerin konumuna gelmeyi isteyen, bunu hak eden şarkıcılar elbette var. Örneğin ben bir 20 yıl sonra bugünün Nilüfer'i, Sezen Aksu'su ve Ajda Pekkan'ı olmayı çok istiyorum. Benim endişem kuruların yanında yaşların da yanacağı....

* "Gündeminiz varsa varsınızdır" inancının yerleştiği bir dönemde sizce işiniz ne kadar zor? Benim için yaptığım iş hiç de zor değil. Kendi gündemimi oluşturmaya çalışıyorum. Adımı geleceğe nakletmeye uğraşıyorum. Ayrıca benim için dünyanın en zor işi; bir işin nasıl yapıldığını bilirken, başkalarının nasıl yapamadığını oturup izlemek zorunda kalmaktır. İşte ben bunu yapmak istemiyorum.

* Bunu nasıl başarmayı umuyorsunuz? Bir doğruyu belirlemenin en iyi yolu; aslında önce o doğrunun karşıtını belirlemektir. Akıl, yapay gündemlerle geleceğe ulaşmayı reddeder. İşte ben aklın kabul etmediklerini benimsemeyerek, doğru yolda ilerlemeye çalışıyorum.

* Kendinize rakip seçtiniz mi? Bir tek rakip seçmedim. Kimsenin beni tek rakip olarak seçmesine de izin vermiyorum. Tek bir rakip seçmek çok kolay. Birine bir laf sallarsınız, işte o zaman o sizin tek rakibiniz olur. Sonra onunla didişir durursunuz. Ben bu yoldan özellikle uzak duruyorum.

* Birileriyle didişenler sanki daha çok kazanıyor. Siz neden musluk akarken kovanızı doldurmak istemiyorsunuz? İyilerle kötülerin savaşında hep kötüler kazanır gibi görünür. Ama mutlak zafer her zaman iyilerin olmuştur. Çünkü melek dünyaya şeytandan önce geldi. Dünya iyiliğin üzerine kurulu. Aksi taktirde insanoğlu bu kadar uzun süre var olamazdı. Ben kovamı oluk oluk akan çamurlu suyun altına koyacağıma; biraz bekler daha berrak suyun altına koyarım.

* Sizce bu yıl Eurovision'a kim gitmeli? Bence artık kimin gideceği; Türkiye elemesi şeklinde belirlenmeli. Çünkü, şimdiki sistemde TRT'nin seçtiği şarkıcılar üzerinde yoğun bir baskı oluşuyor. Şarkıcılar Eurovision'u bir vatan meselesi olarak algılayıp baskı altında kalıyor. Birinciliğin dışında bir sonuç aldıkları zaman da 'başarısız' olarak görülüyorlar. Ayrıca Türkiye elemesi sistemiyle daha çok beste üretme ve daha çok şarkıcının kendini gösterme şansı yakalanacaktır.

* Eurovision'a katılan şarkıcıların daha sonra bir düşüş içine girdikleri görülüyor. Sertab Erener, Athena ve Kenan Doğulu, yarışmadan sonra yaptıkları albümleri geniş kitlelere ulaştıramadı... Ben, sözünü ettiğiniz sanatçıların düşüş içine girdiklerini düşünmüyorum. Albümleri ne kadar sattı bilmiyorum. Eurovision'daki başarılarından dolayı herkesten daha çok mu satmaları gerekirdi? Üzerinde durmamız gereken konu yurtdışında neden var olamadığımız. Örneğin Sertab Erener, birinci olduktan sonra Avrupa'da neden var olamadı? Sanıyorum bu Sertab Erener'in değil, pazarlama stratejimizin eksikliği.

MEHMET ÇALIŞKAN - SABAH