Menü
Röportaj : Zerrin: "Kendimi hiçbir zaman sevmedim..."
27 Kasım 2007 Salı - 15:25 GMT
Zerrin Özer

İki CD'lik "Ömür Geçiyor" adlı albümünü nihayet tamamlayan Zerrin Özer, uzun bir aradan sonra Kelebek'le buluştu. Kendinden yaşça hayli küçük olan eşi Levent Süren'le mutluluğu yakaladığını, dedikoduların aksine ayrılmayı hiç düşünmediklerini söyleyen sanatçı, geçmişe dair de çarpıcı itiraflarda bulundu. Kendini hiçbir zaman sevmediğini anlatan Özer, "Kendini sevmeyen başkasını sevemez derler ya, ben o düşünceyi yıkabilirim. Çünkü kendimi sevmediğimde de insanları çok sevdim" dedi.

- 2 CD'den oluşan bir pop ve rock albümü çıkardınız. Bu, "best of" ötesi bir çalışma olmuş... İlk parçanız "Ömür Geçiyor" da gerçekten çok güzel... Çok teşekkür ederim. Hakikaten ömür geçiyor, hem de feci bir şekilde, ağlatarak geçiyor. Bülent Yetiş'in sözleri, 11 yıldır birlikte çalıştığı Şehrazat'ın bestesi, mükemmel oldu. Zırlaya zırlaya okuduğum bir şarkı.

- Siz sürekli ya diplerde ya da çok yukarılarda bir ruh hali içindesiniz. Yok mu bunun ortası? Doğru, benim ortam yok. Ya hep, ya hiç! Ya hiç olmayayım, saklanayım, kuytu köşelerde olayım ya da olunca tam olayım.

- Ortalarda dolaşmak pek uymuyor size yani... Ortalar bana zayıflığı çağrıştırıyor. Aslında dipte olmak sıfırı tüketmek gibi görünse bile, bitmişliğin getirdiği bir şahsiyet ve karakterdir. O da her insanın harcı değildir ve emek ister. Öbür tarafta başarı, bu tarafta yok oluş var. Ama ortada olmak kişiliksiz geliyor. Benim hayatımın çoğu evresi böyle. Ayrıca başkasının bana kötülük yapmasına gerek yok. En büyük kötülüğü de iyiliği de ben yapıyorum kendime... Eskiden "Neden bu haksızlıkları yaşadım?" der dururdum. Sonra bir uyandım ki, ben insanlara bunun müsaadesini vermeseymişim, o haksızlıkları, üzüntüleri, acıları, depresyonları yaşamayacakmışım!

- Siz hep ağlayan, diplerde dolaşan bir kadın imajı çiziyorsunuz. Bu kadar büyük bir sanatçıyken, sevenlerinize bunu yapmaya, onları üzmeye hakkınız yoktu diye düşünüyorum. Abartılı yaşıyorum her şeyi. Kahkaha atıyorken bir anda ağlayabiliyorum. Ağlamak kötülük yapmak değil gerçi... Belki de küfürün önüne geçmek ve o duyguyu pasifize etmektir. Ben küfredeceğim, hırçınlaşacağım, çirkinleşeceğim anda ağlamakla işi kurtarıyorum. Belki ağlamasam gidip döveceğim, küfür edeceğim. Bırakın ağlayan kadın olarak bilineyim, öylesi daha iyi...

- Bu kadar ünlü, aynı zamanda sürekli uçlarda yaşayan bir kadınla evli olmak zor değil mi? Evet, çok zorum. Neyse ki Levent, Zerrin Özer'i çok güzel taşıyor. Bunun için kendisine çok teşekkür ederim.

- Aradaki ciddi yaş farkı, sorun yaratmıyor mu hiç? Yaşa inanmıyorum ki... Benim dünya yaşım yok! Ayrıca Levent'in ruhu benden daha olgun... Yeri geliyor onu bir baba, yeri geliyor sevgili ve eş gibi görüyorum. Sığındığım bir liman gibi ve sağlam bir limana benziyor. Elbette bu karşılıklı fedakarlıkla alakalı. Tek taraflı özveriyle ilişki yürümez...

- İstanbul FM'in ödül gecesine yalnız katılmanız, ayrılık dedikodularını alevlendirdi. Bu konuda ne söyleyeceksiniz? Bu adam her sabah 08.00'de işine gidiyor ve akşam geç saatlere kadar çalışıyor. O akşam da toplantısı vardı. O yüzden benimle gelemedi. Birkaç gün sonra bizi beraber görenler de tutup "Barıştınız mı" diye sordu. Cevap bile vermiyorum artık.

- Ama bana biraz borderline gibi geliyorsunuz. Sürekli uçlarda dolaşan bir kadınsınız. Evet, çok doğru teşhis. Beni ya çok seviyorlar ya hiç sevmiyorlar! Karakterime eskiden kızıyordum, artık kızmıyorum. Bana yapılan haksızlıkları ve herkesi affettim. Önce kendimi affettim. Hiçbir zaman kendimi sevmedim çünkü! Ama "kendini sevmeyen başkasını sevemez" derler ya, işte o düşünceyi de yıkabilirim. Çünkü kendimi sevmediğimde de insanları çok sevdim.

- Kendinizi sevmemeye ne zaman başladınız? Hep mi böyleydiniz yoksa? Hayır kendimi çok seviyordum, güvenliydim hayata karşı. İlk zamanlarımda o kadar güvenliydim ki, 80'li yıllarda yırtık blue jean ve bileziklerimle anneme başkaldırmıştım. Sokakta yürürdüm ve arkamdan "deli" diye bağırırlardı. Ben bunları göze alıp istediğim şeyleri yapabilmişim. Ama uçurumdan daha diplerde olan bir imza, sizin karakterinizi değiştirebiliyormuş, bunu gördüm. Sizi ürkek, şüpheci, ruhen hasta yapabiliyor. Hayatınıza imza atılıyor bir anda. Ben de kendimden uzun süre nefret ettim. Çok kişiliksiz buldum kendimi...

- Neden? Çok genç yaşta yaşadığım olay ve peş peşe gelen yıkımlar. Ne kadar marjinal da görünsem, ben bir genç kızdım ve hayallerim vardı. Ben bu kadar kuvvetliyken ve anneme başkaldıran bir insanken, hayallerimin yıkıldığı noktada tamamen annesinin boyunduruğu altına girmiş biri oldum. Öyle olmam beni uzun süre zayıf insan gibi gösterdi. Benim bile nefret ettiğim bir tip yansıttım insanlara. Ama sonuçta dostlarımla ve şimdiki eşimle mutluluğu buldum. Albümümde de bu mutluluk var. Çünkü ben hiç oynayamam, içimden ne gelirse o... Plan kadını hiç olmadım!

- Albümünüzün rock formatında isyan ve coşku duyguları öne çıkıyor, haksız mıyım? Evet, kesinlikle öyle. Ben hiçbir zaman star, mega star ya da diva değilim. Bunlar benim için boş sözcükler! Ben yorumcuyum. Yorumcu olduğum için de şarkılara bir şeyler katıyorum ve acılarla beslenip yorumluyorum. Bu sizin hayatınıza mal olsa bile böyle! İyi yorumcuysam, bunda yaşadıklarımın çok büyük payı vardır. Yaşadığınız her iyi ya da acı şeyin hakkını veriyorsunuz. Bu albümde ise inanç var.

- Albümde sağlam bir ekiple çalıştınız... Açıkçası ilk kez profesyonel bir ekiple çalıştım. Şimdiye kadar hiç profesyonel ekibim olmamıştı ve tüm engellere rağmen tek başıma koşturmuştum. İlk kez yürekten inandığım bir ekiple çalışma şansı buldum ve albümde sesli olarak teşekkür ettim her birine. Emeğimizi fark edecektir halk.

- Kliplerinizi Çağan Irmak çekmiş... Türkiye için çok değerli bir adam ve ne şanslıyım ki onun en sevdiği sanatçı benim... Albümdeki şarkıların hepsini dinledikten sonra "Ama Bazen" ve "Ömür Geçiyor"a klip çekti. Canımın içine çok teşekkür ederim.

- Evlilik nasıl gidiyor? Gayet güzel gidiyor, ama sonsuza kadar mutlu olacağız, birlikte olacağız diye bir şey yok! Ben de, Levent de bir gün gidebilir. Önemli olan yaşadığın her saniyenin tadını alabilmek. Hayatta her şeyle başa çıkabilirim, yeter ki sana güzel anılar kalmış olsun.

- Peki bu şarkıları bu kadar içten okumanızda mutlu giden evliliğinizin etkisi var mı? Aslında insan çok mutluyken şarkıları bu kadar güzel, bu kadar duygusal şekilde yansıtamaz. Ama ben bir yolunu buldum, okumalar sırasında Levent'le kavga etmiş olduğumuzu hayal ettim. Ayrılık şarkısı ayrılık olmadan okunamaz çünkü!

Röportaj: Dilek DALLIAĞ