Menü
Röportaj : Mirkelam: "Hala Grammy'de gözüm var!"
05 Kasım 2007 Pazartesi - 02:05 GMT
Mirkelam

Türk pop müziğinin sevilen sesi Mirkelam, Elle dergisine verdiği röportajda bugüne kadar pek dile getirmediği hayallerine değindi. Uzun bir dilek listesinin olmadığını vurgulayan ünlü şarkıcı, "Her Gece'yle öyle güzel bir başlangıç yaptım ki, gözüm açık gitmez. Ama hala Grammy'de gözüm var" dedi...

12'nci yılınızda beşinci stüdyo albümünüzü çıkardınız: "Mutlu Olmak İstiyorum". Yoksa mutsuz musunuz? - Psikolojide iki temel nokta var: Biri acı çekmek, diğeri mutlu olmak... Acı çektiğiniz zaman kaçıyorsunuz, mutlu olduğunuzda sarılıyorsunuz. Bu nedenle albümün adı "Mutlu Olmak İstiyorum", mutsuz olduğum için değil yani...

Koşarak başladınız ve şimdi uçuyorsunuz? Sırada ne var? - Değişik şeyler yaparak ortaya çıkmak isteyen biriyim. Müzik yaparken en önemli şey, içinizdeki basit ama yoğun hazineyi ortaya çıkarmak. Birkaç senede bir hazineyi çıkarmak için kendi içime, duygularıma, dünyama dalıyorum. Koşmak benim fikrim değildi; son zamanlarda yaptığım müziğin hem benim fikrim olması, hem de olmaması gibi. Karşılaştığınız bir arkadaşınızın bile fikri sizi belli bir yere götürebiliyor. O koşan insanın altında bir davul ve zurna koysaydınız, belki işe yaramazdı. Müzik, tip, kıyafet, ritm bir arada o karakteri yarattı. O yüzden koşmanın bir anlamı var. Yoksa herkes koşuyor. Bence bahsetmemiz gereken şey müzik. Tarzı müzik belirliyor. Yoksa söylediğim şeyler, herkesinkinden farklı değil.

Şarkı sözleriniz tatlı bir ironi içeriyor. 1966 doğumlu olmanıza rağmen binlerce genç hayranınız olmasının sebebi, acaba bu yumuşak takılmalar mı? - Türkiye'deki gençler kendilerine hitap eden müziğe aç... Bir sürü çekici sanatçı var ama bunların bizi sürükleyecek yanları yok. Bunun en büyük sebebi dünyada da artık müziğin, sanatın, sözün ölü bir döneme girmiş olması. Hiçbir yeni moda akımı, hiçbir yeni politik görüş üretilmiyor. Bence savaş moda şu anda. Bir ülkenin eğer sanat üretemiyorsa, savaş üretmesi çok doğal. Sanatçının toplumu sarsıcı fikirlerle dolu olması lazım. İletişim için klip de çok önemli. Benim üniversitede okuyan bir talebeyi etkileme yöntemlerim Madonna'yla kıyaslayınca sınırlı. Çok iyi düşünmem ve Madonna'dan daha akıllı olmam lazım.

Sevdiğiniz, bağımlısı olduğunuz markalar var mı? - Benim için hayal gücü çok önemli. Mesela insanlar İtalyan stilini giyerlerken ben 80'lere dönmeye çalışıyorum. Giyinmek popüler olmakla ilgili. Saçınızı toplamanız, sabah gözünüze sürme çekmeniz, sizi o gün yenileyen bir şey. Giyinmek de öyle. Yeni hissettiğiniz için yeni kararlar verebiliyor, yeni başlangıçlar yapabiliyorsunuz. Piyasanın da etkisiyle benim bir tarz için uğraşmam zor. İnsanların giydiğinin biraz tersini giymeye de çalışıyorum. Çok ayrık olmadan. Çünkü aslında ilgi çekmeye çalışan bir tip değilim.

İleriye dönük planlarınız neler? - Bir dönem plaklar bitti, bir dönem kasetler bitti, şimdi de CD'lerin bittiği bir dönem yaşıyoruz. Artık internet var. Ben şanslı sanatçılardan biriyim. "Her Gece"yle öyle güzel bir başlangıç yaptım ki, gözüm açık gitmez. Ama hálá "Grammy"de gözüm var. Uzun bir dilek listem yok. Konserlere devam etmek, doğudan batıya değerli müzik insanlarıyla müzik yapıp onlara albümlerimde yer vermek istiyorum. Bilimsel müzik yapmaya çalışıyorum.

Fırsatınız olsaydı, hangi ideal uğruna şarkı söylemek isterdiniz? - Hayatımda sevgi teması hep çok güçlü. Sevgi sürdüğü müddetçe çok kişiyi kucaklarsınız. Nefret varsa o kadar çok kişiyi döversiniz. Tanrı'nın bize verdiği armağanlardan biri de sevgi ve ben sevgiyle hayatta kalabileceğimizi düşünüyorum. Benim amacım sevgimi paylaşmak.

Böyle saf, naif ve pozitif kalabilmenizin gücü nereden geliyor? - Saf, naif ve pozitif kalabilmenin yolu, bilip de bilmemezlikten gelmek. Yoksa işinizi yapamazsınız. Düşünün bundan 30 yıl sonra ben öleceğim, siz de öyle... Ama bunu bilerek ve düşünerek yaşayamazsınız. Aşk biter örneğin hep. Ama biteceğini düşünürek başlamazsınız. Ben bu yüzden başlayamıyorum; ama öyle yapmamak gerek.

Dünya müzik piyasasına önümüzdeki dönemde hangi trendler hakim olacak? - Son 30-40 senedir popüler anlamda sanat ve müzik çok iyiydi; ama şu sıra maalesef çok durağan bir dönemdeyiz. Fakat şöyle de bir durum var: Beyoğlu'nda ya da diğer yerlerde dolaşırken çok ilginç tipler görüyorum. Acayip kıyafetler ve fikirlerle ortalarda dolaşıyorlar. Bu insanlar yarın-öbür gün iş hayatında karşımıza çıkacaklar. Bir şeyler yaratacaklar. Müzik piyasasında bir buçuk-iki yıl sonra acayip değişimler olacak demek bu. Reklamlarda, sinemada, tiyatroda, bizi etkileyecek değerli şeyler oluyor. Farklı insanlar çıkabiliyor. Ama bizi derinden sarsacak şeylerin çıkacağını sanmıyorum.

Özellikle sevdiğiniz yemekler? - Her tür yemeği çok severim. Ama kilo almamak önemli. Çünkü sahnede görünüşüme dikkat ederim. Sahnede olmasaydım epey kilolu olurdum kesin. Özellikle annemin yaptığı yemekleri çok severim. Et de severim ama sebzenin yeri ayrıdır.

Kendi kendinize kaldığınızda neler yaparsınız? - Bu, ülkenizle, hatta dünyayla ilgili bir durum haline gelebiliyor. Çünkü siz kendi kendinizle kaldığınızda telefon bulmayı hayal ederseniz, o telefonu buluyorsunuz. AIDS'e çare bulmayı isterseniz, onu bulmak için yıllarınızı veriyorsunuz. Boş durup hiçbir şey düşünmüyorsanız, bunun bile yararı olabilir.

Hobileriniz neler? Deniz, doğa, sohbet, yemek... - Ben deniz çocuğuyum. Büyüdüğüm yer İstanbul'un Anadolu yakasında, Caddebostan. Çok güzel köşklerin olduğu senelere denk geldim. Denizle ilgili duygular, yumuşaklık ve suyun verdiği o enerji, benim hayatımda çok önemlidir. Bir çocuğum olursa denizle ilgili olmasını isterim. Suyla ilgili her şeyi çok severim. Kara hakikaten insanı biraz sert ve karanlık yapıyor. Denizle ilgili tüm hobileri yapmaya çalışıyorum.