Menü
Röportaj : "Artık daha olgun, tebessümlerde daha cömert..."
16 Ekim 2007 Salı - 12:54 GMT
Bendeniz

Bendeniz'i diğer popüler kültür sanatçılarıyla aynı kefeye koyamadık hiç bir zaman... Farklı tavrı ve tarzı ile 19 yaşındayken, daha işin çok başındayken de bu farkı hissettirdi çünkü... Sanatçı aradan geçen 14 yıl sonra bugün yine o bildiğimiz farklı tavrı ve tarzı ile bizlerle... Ancak ;albüm manifestosunda belirttiği gibi "artık daha olgun... Tebessümlerde daha cömert..."

Bendeniz, kariyerinin 10. albümü "Değiştim" ile aylar önce müzikseverlerle buluştu. Önceki albümden bu yana yine aşık oldu, yaşadı, hisetti ve dinleyicisiyle paylaştı. Bendeniz aylar sonra ilk röportajıyla, suskunluğunu "Ahmet Erten'le Müziğe Dair" için bozdu.

AE: -1993 yılında "Ya Sen Ya Hiç" ile başlayan bu müzikal yolculukta bugün 10. albümünü dinleyiciyle buluşturmuş bir Bendeniz görüyoruz... Bendeniz bu 14 yıllık zaman diliminde hep üretti, yaşadıklarını tüm samimiyetiyle satırlara döktü, paylaştı... Çok sorgulandı, çok konuşuldu... Ama hep bir adım geriden bakmayı tercih etti... Senin de albüm manifestosunda ifade ettiğin gibi; Bendeniz hep sıradışı renklerini bir tebessümün arkasına gizledi.Ve bütün bu geride durmaya rağmen hep seni anlayan bir kitle oldu. Biraz sevenlerinle kurduğun bu ilginç bağdan bahseder misin?

B: Her sanatçıya nasip olmayan bır bağ bu onlarla benim aramda. Kesin bir samimiyetle verdiğime inanıyorum duygularımı sarkılarla. Onlar da bunu yakalıyolar. Ve sanırım benim güçlü kadın görüntümün altındaki o çok duygusal naif kadını da hıssediyolar. İkisinin bir arada olması onları etkiliyor... Çünkü bu durum tarzımda ve şarkılarımnda bir bütün...

AE: -Hepimizin çok özlediği, Türk popunun o en ateşli dönemini yaşadığı 90'lı yıllardan söz etmek istiyorum biraz Deniz... Sen de o dönemin başı çeken, önde gelen isimlerindensin zira. Akustik albümlerin rağbet gördüğü, yapaylıktan uzak işlerin ağırlıkta olduğu o dönem yerini bugün bambaşka bir sürece bıraktı. Bu değişimi neyle bağdaştırıyorsun? Sence dinleyicinin talepleri mi değişti yoksa başka etkenler mi müziği buraya getirdi?

B: Dinleyici üretici diye bir ayrım yapmak istemıyorum. Dünya değişiyor. Duygularımız coskusunu yitiriyor ve bu durum en cok sanatı ve sanat yapan kişileri vuruyor. Koruyabilene duacı olmak lazım. Sokakta herhangi bir şeye baktığınızda da bunu gözlemleyebilirsiniz. İnsanlardaki o güzel duygular yerini baska şeylere bırakmaya başladı. Ve bu da dinledikleri, istedikleri müziği de etkiliyor. Ve yapanları da tabiki. Biz duygusal bir çocukluk genclik gecirdik her tadı damakta. O duygularla 90'lı yıllarda o tadlarda müzikleri yaptık. Ama simdi üretenlerde bu duyguyu çok fazla aramıyorum ben. Çünkü bulması zor. İş başa düşüyor deyip tarzımızı korumaya çalışıyoruz. En başta ben böyle yapmaya çalışıyorum. Bundan sonra sadece akustik albümler yapmaya çalışacağım...

AE: -Söz yazarı ve bestecilerin en çok yakındıkları konuların başında ülkemizdeki telif yasalarının yetersizliği geliyor. Albümdeki şarkılarının neredeyse hepsinin sözü ve müziğinin altına imzasını atan bir "üreten" olarak senin ülkemizde telif yasasının işleyişi ile ilgili görüşün nedir?

B: Asla doğru işlediğini düşünmüyorum. Sanatçıları bu yönde makine gibi kullanmayı ve aptal yerine koymayı bırakacakları günü sabırla bekliyoruz...

AE: -Yine çok tartışılan konulardan birisi de müzik kanallarının sanatçılara uyguladığı ambargolar. Keyfi olarak bir sanatçının klibinin yayınlanmaması ya da sadece para unsurunu kullanarak gün boyu televizyonda kliplerini izlediğimiz isimler nedeniyle yaşadığımız ekran kirliliği sektöre darbe vuran faktörlerden. Sen bu tip sıkıntıların sıkça yaşandığı günümüz piyasasında bu gibi sıkıntılar yaşamıyor musun?

B: Herkes kadar biz de bazen nasibimizi alıyoruz. Farkında oluyoruz bazen. Bazen de olamıyoruz. Ama bu ülkede cok şeyin değişmesi gerekıyor. Sadece o konu da değil... Müziğe başlanılan noktadan sonrasında kadar izlenilen tüm yollar yanlış. Çoğu yapımcı bu işi bilmeden yapıyor. Çoğu prodüktörün müzikle alakası yok. Sanatçı diye cıkan bır sürü gereksız varken sadece medya kuruluşlarına yuklenmemek lazım. Yalnızca artık değerini ispatlamıs sanatçıları ayırmaları ve gözleri gibi bakmaları lazım. Her zaman gelmeyecekler. Ve sayıları her gün azalıyor. Bu da Türkiye'deki müzik için çok dezavantaj.

AE: -Onno Tunç, Murat Yeter, Ozan Çolakoğlu, İskender Paydaş, Garo Mafyan... 90'lı yıllar dönemi Bendeniz albümlerinde geniş yelpazeli bir aranjör listesiyle karşılaşıyoruz... 2000'li yıllarda ise tercih ettiğin isim genellikle Suat Aydoğan oldu. Bu birliktelik devam edecek mi, yoksa önümüzdeki albümlerde dönem dönem eskiye dönüşler olacak mı?

B: Suat Aydoğan akıllı bir aranjör her şeyden evvel. Ben zeki insan severim. Son zamanlarda yaptığı işleri de begeniyorum ve rahat çalıştığım bir arkadaşım. Yıne albümlerimde Suat'la çalışmayı düşünüyorum. Ama belki parçalara göre bır dağılım da yapmam gerekebilir. O zaman 2-3 aranjör kullanabilirim... Tamamen tarzla alakalı. Ne besteler çıkacak henüz bilmiyorum.

AE: -Kimi sanatçılardan türkü albümleri, kimilerinden best of, kimilerinden ise ingilizce albümler beklenir... Senden ise sadece slow şarkılarından oluşan bir akustik albüm bekliyor sevenlerin. Hatta böyle bir düşüncen de vardı. Bu projenin hayata geçeceği tarih belli mi?

B: Böyle bir projem var evet. Düzenlemelerini de kendim yapacağım. Tamamen akustik ve sürpriz bir zamanda gelecek haberleri olmayacak:) Bonus albüm gibi hediye onlara benden... Hakediyolar!

AE: -Veee. Yurtdışı mevzusu. "Zaman" albümünden bu yana Faudel, Amel Hejazi, Myriam Fayes gibi pek çok Ortadoğu asıllı isime beste verdin... Türk basınında bu başarı çok geniş yer bulmasa da Ortadoğu bununla oldukça ilgilendi. Söz konusu şarkılarına klipler çekildi, duyuldu. Bu ilgiyi neye bağlıyorsun? Ve kısa vadeli yurtdışı planları gündemde mi?

B: Yurtiçi olsun yurtdısı olsun bu sene beste çalışmalarına farklı bır yön vereceğim. Ürettiklerimi pek paylaşmadım. Ama yurtdışında seslendirildiğinde çok büyük keyif aldım. Özellikle yurtdışı pazarına bu yönde bır el atacagım. Zamanı geldi...

AE: -"Aşk Yok Mu Aşk" ve "Değiştim" albümlerine Prodüktör olarak da Bendeniz imzasını attın. Önümüzdeki dönemlerde kendi prodüksiyon firmanı kurmak, kendi albümlerine ve yeni isimlere yapımcılık yapmak gibi de bir düşüncen var mı?

B: Var olma olasılığı da yüksek. Çünkü çoğu yapımcı beni anlamıyor bu kesin. Beni anlamalarını da beklemıyorum gerçi. Sadece işlerini yapsınlar. Kendi görevi hariç herkes herşeye karışıyor burada. Sanatçıya bakışı değiştirmeleri lazım. Tabii karsılarındaki gercekten yaratıcı ise. Diğerlerini de bir yere getiricem diye zaman harcamasınlar. Daha çok kirlilik yaratıyolar...

AE: -Spiritüel konulara ilgin yakın çevrence biliniyor :)) Bunun yanında dönem dönem köşe yazarlığı da yaptın. En son "derki.com"da yazıların oldu. Müzik bir yana, bu yönünü de geniş kitlelerle paylaşmak gibi bir projen var mı?

B: Daha ağırlıklı bu tarz kitaplar okurum. Parapsikoloji çocukluğumdan beri beni çeker. Deli miyim acaba :)) Ama meraklıyım bu konulara. İleride bir korku filmi yazıp yönetmeyi düşünüyorum bu konularla alakalı. Çok başarılı olabileceğimi sanıyorum. Umarım öyle bır fırsatım olur.

AE: -Günlük hayatta, evini ve arkadaşlarla vakit geçirmeyi çok seven birisin. Biraz günlük hayatından bahsedebilir miyiz? Mesela korku filmi tutkundan :) izlediğin seyrettiğin filmler, diziler ve rutinlerin...

B: Ben ev yaşantısını severim ama burada yaşamasaydım eğer sanıyorum ki sosyal yaşantım daha farklı olurdu benim. Ben doğayı, gezmeyi, spor yapmayı cok severim. Herşeye olanak ve zaman bulamıyorum burada. Bulsam da beni rahatlatmıyor. Zevk aldığım şeyleri paylaşabileceğim ortamları burada yaratabilmem "Bendeniz" olarak zor oluyor. Ama üstüne gideceğim biraz. Çünkü sanırım uzun süre buradan çıkış yok. En azından Allah ömür verirse 40 yasına kadar burada kalıp bu işi hakkıyla yapmayı düşünüyorum. Ama hiçbişey için söz de veremem :) Köpeklerimle vakit geçirmeye bayılırım. Balık tutmaya da. Play station oynamaya da. İçimde koca bir çocuk var...

Röportaj: Ahmet ERTEN (www.hayatmuzik.blogspot.com)