Menü
Röportaj : Sertab: "Ben bir müzik arsızıyım"
19 Ağustos 2007 Pazar - 00:29 GMT
Sertab Erener

Sertab Erener, müzikteki 15. yılını 11 Eylül'de vereceği "Otobiyografi" konseriyle kutlayacak. Erener, yakında çıkacak olan "Painted On Water" isimli türkü albümüyle Grammy'ye aday olmak için başvurusunu yaptı...

Her yıl yaptığı albümlerle dikkatleri üzerine çeken popçu Sertab Erener, 11 Eylül'de Kuruçeşme Arena'da müzik kariyerindeki 15. yılını geride bırakacak. Operadan popa birçok müzik türünü kapsayan ses yeteneği ile tanınan Erener, hayranlarının karşısına çok özel bir repertuvar ile çıkacak. Demir Demirkan'la bir türkü albümü de hazırlayan Erener, "Alacağım" dediği Grammy ödülü için de başvuruyu yaptı.

ERENER'İN 15 YILI NASIL GEÇTİ?

Tek kelimeyle söylemek gerekirse: 'Harika'! Ben 'şanslı' demek istemiyorum ama yaşadığım her şeyin sahibinin kendim olduğuna inanıyorum. Ne istediysem yaşadım. Pişmanlıklarım yok. Çünkü hepsinden bir şey öğrendim...

15. YIL KONSER KONSEPTİ NE?

Aslında 25-26 şarkılık bir repertuvar var. Ama bu parçaları olabildiğince elemeye çalıştık. Konsere konuk olacak sanatçıları şöyle düşünebilirsiniz; benle tanıştığınızdan beri bana emek vermiş insanları sahneye "şarkı söyleyelim" diye çağıracağım.

ONA EN ÇOK NE SORULUYOR?

Bana en çok sorulan soru: 'Ne zaman evleneceksiniz?' Ben de 'Biz böyle mutluyuz' diyorum. Bir de 'Ne zaman çocuğunuz olacak?' diye soruluyor. Kardeşim sana ne yaaa?

NEDEN BODRUM'DA YAŞIYOR?

Aslında biz Bodrum'a yerleşmek için gitmedik. Demir'le (Demirkan) "Painted On Water" isimli bir albüm çalışmamız var. Bu bir projenin başlangıcının ilk adımı. Bu albümün özelliği, bizim türkülerimizin dünyaya sunulması. Bizim türkülerimiz olağanüstü melodiler içeriyor. 2 aydır, binden fazla türkü dinledik. Kafamızı dinleyelim diye de Bodrum'a gittik. Öyle Türkbükü'nde değil, dağ başında yaşıyoruz.

GRAMMY İÇİN NE DİYOR?

"Grammy adaylığı" lafı çok iddialı bir söz ama iddiadan hiçbir sakınca gelmez. Bu albümün ona değer bir albüm olduğunu düşünüyorum. Yaptığımız bu albümün dünyaya sunulacak yeni bir keşif olduğunu hissediyorum. Bu kafada çok fazla üretilmiş proje yok! Grammy alınca, müziği bırakacağım gibi bir şey söz konusu değil. Bu benim için bir adım. Kendi bireysel yolculuğumda kendi olmazlarımı tamamen unufak etme hali... Bu iddialar birilerine değil, kendime bir şeyler gösterme halim.

RESMEN ADAY OLDU MU?

Başvuru için Grammy'ye üye olunması gerekiyormuş. Önce internet sitesindeki formları doldurduk. Bu; dünya üzerinde 7 bin kişinin oyladığı, 7 bin insana Grammy'ye aday olan albümlerin yollandığı ve herkesin dinleyerek eleyip puanladığı yapıda bir şey. Albümün konserlerini verip, promosyonunu yapabilirsek Grammy alabilir.

SERTAB NEREYE KOŞUYOR?

Ben bir dönem yapabileceğim birçok şey olduğunu keşfettim. Bu düşünce beni özgürleştirdi. Çünkü tekrardan sıkılan biriyim. Yeni olan her şeyde hayat var ve ben oradan besleniyorum. Sesimi bir enstrüman gibi kullanıyorum. Bu konuda illa sözlü bir dünyada sıkışıp kalmanın da bir alemi yok. Jose Carreras'la bir düet yapmaya kalktığımda gidiyorum, daha önce yaptıklarımı gözden geçiriyorum. 'Tamam star olduk' deyip, oturmak benim karakterime uymuyor. Risk almayı yeni adımlar atmayı seviyorum. Bana hiçbir şey yetmiyor. Ben bir müzik arsızıyım diyelim.

Alanis Morisset'e benzemiyorum...

"Ekşi Sözlük"te beni Alanis Morisset'e benzetiyorlarmış. Ama i-Pod'um'da bir şarkısı bile yok. Kendisinin 'Jagged Little Pill' isimli albümü 30 milyondan fazla sattı, orada ezberlediğim şarkılar da var ama böyle bir benzerlik söz konusu olamaz. "Ekşi Sözlük" de değerlendirmek isteyeceğim bir yer değil!

Ben Türkçe müzik dinlemiyorum. Dinlediğim müzikler daha çok sözsüz müzikler... Norah Jones, Cindy Luper, Joss Stone olağanüstü sesler... Bir de Demir'den (Demirkan) dolayı 10 yıldır tanıdığım rock grupları var, onları da dinlemeyi tercih ediyorum.

Demir'le projeyi konuştuk, yeni bir ekip kurduk

Ben bu konseri niye yaptığımın öyküsünü ve bu 15 yıllık süreci Demir'le konuştum. Bana o rejiyi ve öyküyü oluşturmakta çok yardımcı oldu. Şimdi çalıştığım başka insanlar var. Çünkü kocaman bir ekip kurmak zorundayız. O konserden sonra bu projenin DVD'si çıkacak. Türkiye'de bugüne kadar çıkmış dünya kalitesinde bir DVD yapma projesindeyim. O tip kayıtları yapabilecek ekipman olmasa da onları yurtdışından getirtiyoruz. Mesela yönetmenimiz Los Angeles'tan, senfoni orkestramız Bulgaristan'dan geliyor. Son derece enternasyonel bir ekip kurduk. Biraz tiyatro gibi düşünün; sözü, replikleri olmayan müzikal bir öykü gibi bir şey...

ASLI ÖRNEK GÜNAYDIN