Menü
Röportaj : Sertab: "Demir'le teknemizle dünyayı gezeceğiz"
03 Mayıs 2007 Perşembe - 00:54 GMT
Sertab Erener

İlk albümünü çıkarmasının üzerinden 15 yıl geçti ama Sertab Erener son albümünde yeni şeyler denemekten çekinmemiş... Ve aslına en çok tekneyle dünyayı gezmenin hayalini kuruyor...

Sertab Erener'in sesini uzun yıllar boyunca çeşitli sahnelerde, Sezen Aksu'nun arkasında dinlemiştik ama ilk albümü Sakin Ol'u 1992'de çıkarttı. Yani bundan 15 yıl önce. Müzikteki değilse bile, kendi ayaklarının üzerindeki 15'inci yılını çok hareketli geçiriyor Erener. Bir süre önce Best Of albümü çıktı. Şimdi de son zamanlarda yapılmış en cesur çalışmalardan biri olan Sertab Goes to the Club with Murat Uncuoğlu & Aytekin Kurt piyasada. Çok heyecan duyuyor bu albümünden. Ama hayatında müzik dışında şeyler de var. Uzakdoğu öğretileri ve içsel yolculuklar örneğin. Yolculuk her anlamda önemli bir kavram onun dünyasında. Uzun zamandır hayatını paylaştığı Demir Demirkan'la yaptırdıkları tekneyle dünyayı gezmenin hayalini kuruyor. Büyük şehrin gürütüsü herkesi bir yola göndermiyor mu zaten?

Mütevazı bir tarzda döşenmiş evlerinin her yerinde kitaplar var, evdeki kediyle köpeğin o kadar iyi anlaşmasının sebebi Demir Demirkan'la aşklarının yaydığı olumlu hava mıdır yoksa iç huzura verdikleri önem midir bilemiyorum. Sertab Erener, giyinip süsleniyor, bir kız çocuğu gibi kıyafetini gösteriyor bize, birazdan birkaç röportaj verip sonra Baba Beni Okula Gönder kampanyasına verdiği destek için ödül almaya gidecek. Yolda başlıyoruz konuşmaya, diğer gazeteciler beklerken bitiriyoruz. İşte karşınızda Türkiye'nin en iyi sesi, yegáne Eurovision fatihi Sertab Erener; tabii 2007 versiyonu...

Lokomotif'te, Melis Sökmen'le birlikte sahne alırdınız. Fatih Erkoç geçen gün o yıllarda sizinle çalıştığını söylemiş ve "Sertab gençliğinde çok iyi bir vokaldi. Şimdi o kadar iyi değil" demiş. Okudunuz mu?

Hayır okumadım.

Sizce niye böyle diyor?

Hiçbir fikrim yok. Fatih iyi bir şarkıcı olmanın ötesinde çok iyi bir müzisyendir.

Bu üç isim arasında bir tek siz başarılı oldunuz. Bunun sırrı nedir, Sezen Aksu mu?

Sezen Aksu'nun üzerimde büyük emeği vardır, bunu ölene kadar inkár edemem. Ama bir insan bir insana bir şeyin ancak kapılarını açabilir. Onun devamlılığını sağlamak tamamen şahsi bir inat. Demek hepsinden daha inatçı, daha kendime inançlıymışım. Çok hayal kurmuşum, hayallerimi gerçekleştirmek üzere onlara inanmışım. Yoksa onların yeteneksizlikleri, kötü şarkı söylemeleriyle ilgisi yok. Ama onlar belki farkında değillerdi ama yenildiler, ben hiç yenilmedim.

Öyle mi?

Evet, yaptığım bir işe inanmışsam hiç şüphem yoktur ve ona giderim.

Siz kimleri dinlersiniz?

Her şeyi dinlemeye çalışıyorum, bana yaşamsal ve felsefi olarak ters gelen kaderciliği barındıran arabesk gibi müzikleri dinleyemiyorum. Onun ötesinde beyinle yapılmış analitik müzikleri de beğeniyorum, çok duygusal pop şarkılarını, belki klişe olmuş şeyleri de dinliyorum. Björk, Madonna, Sade gibi kadın şarkıcıları da çok severek dinlerim.

Çok farklı tarzlarda şarkı yaptınız. Demir Demirkan da var bu özellik.

İkimiz de bukalemun gibiyiz aslında. Belki uzun yıllar birlikte olup üretebilmemizin sebebi budur. İkimiz de yaptığımız işlere hemen, çok fazla aşık olup bağlanmıyoruz. Ve yaparken çok sevsek de o bittikten sonra başka bir işe geçebiliyoruz. Bunlar dokunulmazlığı olan şeyler değil bizim için. Değişebilir olduğunu düşünüyorum. Kendimin de her gün, her saniye geliştiğimi düşünüyorum. O yüzden de farklı farklı şeyler yapabilir buluyoruz kendimizi. Çünkü beğenilerimiz de, eğilimlerimiz de değişiyor ve o yönde şeyleri korkmadan yapabiliyoruz. Ben Mevlana'ya yazılmış senfonik bir şiiri de söyleyebiliyorum konserlerimde, sadece insan sesiyle müzik yapan bir grupla da vokal yapabiliyorum.

Siz Sezen Aksu'yla çalışıp etkisinden en fazla kurtulmuş şarkıcı sayılırsınız.

Onun etkisinin bende ve Aşkın'da (Nur Yengi) olduğu söylenir. Aşkın gerçekten çok iyi bir ses, Sezen Aksu'ya tonasyonu da benziyor olabilir o dönemde. Esas mesele şu. İnsan bestesi ve güftesi kendine ait şarkıları söylemedikçe ister istemez etki altında kalıyor. Müziğe başladığımda idolüm Barbara Streisand'dı. Onun şarkılarını tıpkı onun gibi söylerdim ve bunun en değerli şey olduğuna inanıyordum. Cover söylüyorsan, onlara benzetmek esas kuraldır. Sezen'le birlikte olup onun şarkılarını söylerken onun etkisinden sıyrılmak biraz zaman, biraz düşünme, biraz da şans işi. Aşina olduğun birinin şarkısını söylerken onu taklit etmek istersin. O öyle söylüyor ama ben nasıl söylerdim demek gerek. Ama ne zaman kendi yazdığım şeylerin iyi olduğuna güvendim o zaman kendime ait bir dünya kurdum. İnsan kendi üretmiyorsa bunu yakalamak zor.

Türkiye'nin en iyi seslerinden biri, hatta en iyi sesi olduğunuz söyleniyor.

Özellikle konservatuarda okurken insan ses tekniklerine çok kapılıyor, sesini teknik kullanmayı çok önemsiyor. Şarkı söylemenin bunun ötesinde bir duygu aktarma işi olduğunu Sezen'den öğrendim.

Biraz önce Madonna'yı beğendiğinizi söylediniz. Oysa onun sesi hiç de iyi değil.

Bütünlüğü içinde, dansı, şarkıları, söyleyişiyle öyle bir fenomen ki artık sesinin oktavı önemli değil.

Onun son klibinden çok etkilenmişsiniz son televizyon çekiminde...

Bu dönemde birbirinden etkilenmek çok yaygın. O da kenarından köşesinden Uzakdoğu felsefesiyle ilgili. O da bir Japon koreografla, direktörle çalıştı, müziğinde onun etkileri var. Biz de aynı yolculuğu yapan birileri olarak muhakkak ki çok etkilendik. Ben uzun yıllar kung-fu yaptım. Koreograf Candaş Can da birçok şey yaptı. Yaşamda nereden besleniyorsan oralardan bir şeyler üretiyorsun.

Geçen hafta sonu Bodrum Marina'daymışsınız. Denizle aranız iyi midir?

Demir'le hayatsal planımız bu. Bir tekne yaptırıyoruz ve onunla dünyayı gezeceğiz.

Müzik ne olacak?

Müzik çok sevdiğim bir şey. Müziği keyif için yapmayı, bundan beslenmeyi önemsiyorum ama yaşamsal garantileri sağladıktan sonra, Allah'a çok şükür, ticari anlamda yapmak gibi bir derdim yok.

Geçiniriz bundan sonra diyorsunuz.

Çok fazla maddi beklentim yok hayattan. Malla ilgili benim olması ihtiyacı gelişmedi bende bugüne kadar. Belki ailevi bir şey ağabeyimde de yoktur hiç. O yüzden yaşamsal kaliteyi, yani insani bir yaşam kalitesini tutturduğum sade bir yaşam benim için ömür boyu yeter. Bir teknede, güzel bir teknede tabii, hayatımı geçirebilirim.

Böyle genç göstermenin sırrı nedir?

İç huzuru.

Krem falan değil yani?

Bakım da yaparım, kremler tabii ki var, beslenmeme dikkat etme alışkanlığım zaten kolitten dolayı var. Çinliler bedene ‘kap' diyorlar, bu kaba iyi bakmayı öğrendim. Bunun değerli bir şey olduğunu, beni taşıyacak şeyin bu olduğunu biliyorum, bundan başka hiçbir şeye sahip değilim hayatta. Ama içsel çalışma, yaşama bakışım, yaşamla ilgili bütün bu sorularla ilgili düşünmeler, yaşamla ilişkimi savaş değil de huzur üzerine kurdum.

Daha iyi bir yerde olmanız gerektiğini düşünmüyor musunuz?

Olduğum yerden memnunum. Bunun ötesi için, bir iş yapmadan da basında yer almak, magazini hayatına sokmak gerekiyor.

Ama Sezen Aksu ve Ajda Pekkan da basından uzak duruyor.

Kendimi Sezen'le kıyaslamayı hiç düşünmedim açıkçası. Çok farklı bir yer, çok farklı bir kulvar o. Ben istediğim şarkıları söylüyorum, istediğim işleri yapıyorum, öbür tarafı yok bile kafamda. Oradan bakmıyorum.

Bunu kendiniz mi tercih ettiniz?

İnsanın hayatı yaşama tarzı, yaptıkları, duruşu, ister istemez bazı sonuçlar getiriyor beraberinde.

Dans müziği çok moda, değil mi?

Türkiye'de değil aslında ama dünyada dediğiniz doğru.

Son albümünüz de dans müziği.

Bizim uzun zamandır birlikte çalıştığımız bir grubumuz vardı, bir noktada tıkandığımızı fark ettik ve yeni şeyler aramaya başladık. Murat Uncuoğlu ve Aytekin Kurt bu teklifle gelince hemen atladım. Bu albümde yer alan parçalar birlikte verdiğimiz dijital konserlerdeki parçaların bir kısmı yalnızca. Murat da Aytekin de çok güvendiğim insanlar.

En çok sevdiğiniz parçalar hangileri oldu?

Lál, Aşk Ölmez, Aşk... Çok farklı yorumlar bunlar. Şaşıracaksınız ama seveceksiniz.

AYŞE DÜZKAN - Star Gazetesi