Menü
Röportaj : Gökhan Tepe: "Saygıyla andığım geçmişimi artık bir kenara bıraktım"
09 Mart 2007 Cuma - 23:09 GMT
Gökhan Tepe

11 yıldır müzik dünyasının içinde olan Gökhan Tepe, bundan sonraki planını "pop müzik liderliği" olarak açıkladı. Bu yolda emin adımlarla ilerleyen Tepe, "Geçmişimi saygıyla anıyor ama artık bir kenara bırakıyorum" diyor...

Gökhan Tepe kaç yıldır müzik dünyasının içinde?

- 11'inci yılımı dolduruyorum. 1996'da "Çöz Beni" albümüyle girdim müzik piyasasına.

Bulunduğunuz noktadan memnun musunuz?

- Memnunum. Çok genç yaşta başladım müzikle uğraşmaya. Yavaş yavaş her şey oturdu yerine. Yaşım gereği olgunlaştım da... Bu saatten sonra hedeflerimi daha ileriye taşımak istiyorum. Artık pop müzikte lider olma yolunda ilerleyeceğim.

Daha önceki yıllarda lider olma hevesiniz yok muydu?

- Tabii ki vardı. Ama yaşım küçük olduğu için bu mümkün olmadı. İlk albümümü 18 yaşında çıkardım. Çevrem yeterince geniş değildi. Albüm yapma hevesim vardı. Böylece kendimi dışa vurmaya çalıştım. Sorunlardan kaçtım. Sonrasında her şeyi oluruna bıraktım. Yanlış yapmadan bugünlere geldiğimi düşünüyorum. Şimdi her şey tam istediğim konuma oturmaya başladı.

11 yılda dört albüm az değil mi?

- Şarkılarımı kendim yapıyorum ve bu şarkıları yapmak için de olgunlaşmak gerekiyor. Böylece kendimi daha doğru ve samimi bir şekilde ifade edebiliyorum. Tüm bunlar zaman alıyor. Dolayısıyla 11 yıla dört albüm doğru bir rakam.

Hata yapmadan bugünlere geldiğinizi söylüyorsunuz. 18 yaşında müzik piyasasına girip hata yapmamak ne kadar mümkündür?

- Ailemin fazlasıyla desteğini aldım. Beni hiçbir zaman sahipsiz bırakmadılar. Çevreden gelen farklı yönlendirmelere hiçbir şekilde kulak asmadım. Her şeyi aileme sordum, onlarla paylaştım. Sabır, sabır, sabır... Artık çok daha iyi bir yerdeyim. Ödüller geldi üst üste... Önce halkın oylarıyla "Yılın en iyi erkek pop şarkıcısı" seçildim. Ardından da "2006 yılının en sevilen şarkısı" ödülünü kazandım. Onca yıl sabretmenin karşılığını aldım böylece. Çünkü bunlar benim ilk ödüllerim...

Yakışıklılık ve güzel bir sese sahip olmak, müzik dünyasında lider olmaya yetmiyor mu?

- İnsanın kendini ifade etme biçimi çok önemlidir. Ben kendimi yeterince ifade edemedim. Geçmişi saygıyla anıyorum ama bir kenara bırakıyorum!

Hayatta istediğiniz her şeye sahip oldunuz mu?

- Yavaş yavaş gerçekleşiyor her şey. Çok büyük şeyler istemedim hayattan. Tek isteğim; gönül verdiğim mesleğimde çok başarılı olmaktı. Radyolarda şarkılarımın çalındığını duydukça mutlu oluyorum. Yanlış anlaşılmıştım zamanında.

Hangi konuda yanlış anlaşılmıştınız?

- İnsan ilişkilerinde zayıftım. Soruları yanlış anlıyordum, cevaplamıyordum. Çekingendim. İnsanlara nasıl davranacağımı bilmiyordum. Bir içgüdüyle kendinizi korumaya çalışıyorsunuz. Bazen cevap vermeniz gereken şeylere korktuğunuz için cevap veremiyorsunuz. Tamamen tecrübesizlikten kaynaklanan bir şey. Kişinin kendini aşması zaman alıyor.

Belki müziğe başladığınız yıllarda yeterince profesyonel bir ekiple çalışsaydınız bu tecrübesizlikler sizi zor durumda bırakmazdı...

- O zaman çok daha iyi olurdu. Çok yalnız kaldım belli bir süre. Aileme çok şey borçluyum. Kendi içimde de doğru bir insanmışım. Çıkış yolunu başka yerlerde değil, sadece müzikte aradım.

"Maçolar" dizisinden önce oyunculuk deneyiminiz olmuş muydu?

- 2000 yılında "Benim İçin Ağlama" dizisinde Fatma Girik'in oğlunu canlandırmıştım. Onun ömrü biraz kısa oldu. Beş bölümden sonra reytinglerin düşük olmasından dolayı yayından kaldırıldı. Arkasından "Maçolar" geldi. Burhan Öçal, Özlem Tekin ve ben... Müzisyen ağırlıklı bir ekip ve böyle bir ekibin bir daha bir araya getirilmesi zor bence. Şimdi yeni bir projede yer almaya hazırlanıyorum. Kanal D'de yayınlanacak bu dizide bir beyin cerrahını canlandıracağım. Rol arkadaşlarım ise Ece Uslu ve Burcu Kara olacak.

Yoğun programınız arasında özel hayatınıza ne kadar zaman ayırabiliyorsunuz?

- Şu anda gönlüm boş değil... İlişki yaşamayı seviyorum. O yüzden zaman ayırmakta zorluk çekmiyorum. Bu güzel hayat bile biriyle paylaşmadığın sürece bana renkli gelmiyor. Yaşadığım şeyin adı bağımlılık değil ama, hoş bir paylaşım...

Pınar YILMAZERLER Hürriyet Gazetesi