Menü
Röportaj : Mircan Kaya: "Bu şarkı sevgilisi ölen bir kadının haykırışı!"
06 Şubat 2007 Salı - 01:24 GMT
Mircan Kaya

Önce "Bizim Ninniler" adlı albümüyle bebeklerin dünyasına giren, ardından geleneksel müzik yorumları albümü "Kül" ile BBC'nin playlist'inde kendine yer bulan Mircan Kaya, şimdi de "Sâlâ" adlı uluslararası albümüyle dikkat çekiyor. Kendini biraz Laz, biraz Gürcü, en çok da dünyalı olarak tanıtan Mircan Kaya; cenaze namazına çağrı olarak okunan "sâlâ"nın, albümünde bir kadının kaybettiği sevgilisinin ardından haykırışı olarak yer aldığını söylüyor...

İlk Megrelce (Güneybatı Kafkas dil ailesinden Gürcüce, Lazca ve Svanca ile akraba bir dil) caz parçalarını kapsayan albümde; İngilizce, Türkçe ve Megrelce parçalar yer alıyor. Nasıl bir albüm derseniz; cevabı şu... Geçmişin ilkel etnik sesleri, çağdaş enstrümanlarla buluşuyor; böylece Kuzey cazını çağrıştıran yeni bir sound ortaya çıkıyor. Sözlerin çoğu ve bestelerin tamamı Mircan Kaya'ya ait olan albüm, müzikal anlamda üst seviyede bir dil taşıyor. Çünkü albümde Özdemir Asaf ve Edgar Allen Poe'nun da dizeleri var.

HER ALBÜM FARKLI OLACAK

* "Sâlâ" albümünü elinize ilk aldığınızda ne hissettiniz?

Albümün kartonet tasarımı İngiltere'de yapıldı. Kartoneti CD ile birlikte elime aldığımda, birkaç akşam göğsüme bastırarak uyudum. Benim için o kadar kıymetliydi. Fakat albümü çok sık dinlememeye gayret ediyorum; çünkü başka müzik çalışmaları da yapıyorum. Bunun için de kulaklarımı temizlemem gerekiyor.

* İlk albümünüz "Bizim Ninniler"in ardından gelen "Kül"; geleneksel müzik yorumları albümüydü. Ve şimdi de "Sâlâ"... Üçü birbirinden bağımsız çalışmalar. Nedeni nedir?

"Kül" yalnız bizim türkülerimizden oluşmuyordu. İçinde Gürcü ve Boşnak halk şarkıları da vardı. Aslında amacım, her albümde müziğimin yönünü değiştirmek değil. Sadece bir eser diğerine benzemiyor. Aslında "Sâlâ"nın içinde de geleneksel tatlar fazlasıyla var. Yön değiştirme ancak şunun için söylenebilir; "Sâlâ" tümüyle benim bestelerimden oluşan bir albüm. Bundan sonra yapacağım çalışmalar da birbirinden farklı olacak.

* Bu durumda müziğiniz, basına yansıdığı gibi "laz cazı" değil, dünya müziği olarak adlandırılmalı...

Kesinlikle! Bir kategoriye dahil edilmek istemiyorum ama dünya müziği yapıyorum. "Bizim Ninniler" de, "Sâlâ" da dünya müziği otoritelerinin dikkatini çekiyor. Etnik müzik veya dünya müziği diyebiliriz bu nedenle...

* "Sâlâ" dinleyiciye hangi mesajı veriyor?

Sâlâ, ölülerimizin ardından okunan bir dua. Bu dua bebeklik yıllarımdan başlayarak beni çok etkilemiştir. Üniversite yıllarımda o zamanlar kurmuş olduğum senfonik rock grubuyla "Sâlâ"yı İngilizce okumuştum ama sözleri tamamen farklıydı. Kaybedilmiş olan sevgilinin ardından bir kadının haykırışıdır bu eser. Sözleri farklı, makamı orijinal. Bir anlamda dini bir öğeyi yenilikçi bir anlayışla bambaşka bir şekilde icra ediyorum.

* Türkçe değil de İngilizce okumanız nasıl bir tepki aldı?

Olumsuz bir tepkiyle karşılaşmadım. Sonuçta sâlâ makamını kullanıyorum ve kendi sözlerimle onu yorumluyorum. Ölmüş, insanın ardından okunan bir sâlâ bu. Bu şarkıda benim de hayatıma göndermeler var.

* Albümün iç kapağında, Doğu Karadeniz "Lazistan" olarak adlandırılmış. Bu harita nereden çıktı?

Bu haritayı British Museum'da bulduk. Artık var olmayan bir ülke bu. Adı Lazistan değil; orası Megrelya ülkesi. Benim köklerim orada yatıyor ve artık yok. Bu artık var olmayan ülkenin haritasını koyarak albüme, oraya bir gönderme yapmak istedik.

SEZEN BAŞARAN GÜNAYDIN