Menü
Röportaj : Burhan Öçal: "Disiplin lazım! Kolunu bile bağlayabilirdim"
29 Ocak 2007 Pazartesi - 15:31 GMT
Burhan Öçal

Türk insanını asık suratlı, agresif ve hüzünlü bulan Burhan Öçal, herkesi oynatmaya kararlı! Yeni albümü "Oynamaya Geldik" de bunun kanıtı. "Benim müziklerimde organik bir katkı maddesi yok" diyen ünlü perküsyonist, yeni yetenekler de yetiştirmeye başlamış: "Erdem, küçük Burhan Öçal; Burcu ise kafasını kullanırsa Türkiye'nin en iyi sesi olabilir!"

Oyunculuk deneyimleriyle adından başarıyla söz ettirse de bu işin müzisyenliğinin önüne geçmesinden korkuyordu... Neyse ki yeni albümünü Doublemoon etiketiyle çıkardı. Dünyaca ünlü perküsyonist Burhan Öçal, Roman müzisyenlerden oluşan Trakya All Stars'la çalıştığı "Kırklareli İl Sınırı" adlı albümünden sonra şimdi de "Oynamaya Geldik" isimli yeni albümüyle konuşuluyor. Tunus asıllı Fransız müzisyen Smadj'ın düzenlemeleriyle destek verdiği albümde; 14 yaşındaki genç yetenek Burcu da ses rengiyle birçoklarına parmak ısırtıyor. Yeni keşfi Burcu'nun çalışması için elinden geleni yaptığını ifade eden Öçal, "Bize Cecilia Bartoli ya da Kibariye gibi yırtınıp bağırmasındansa; amatör, hiç sahneye çıkmamış bir kız lazımdı. O da Burcu oldu" diyor. Burcu'yu istediği hale getirmek için 1.5 ay uğraşan Öçal'ın taktikleri ise epey ilginç. Ruslar'ın genç klasik müzikçilere yaptığı işkenceyi andıran taktiklere ilişkin Öçal şunları söylüyor: "Okurken çok fazla el-kol hareketi yapıyordu. Ben de onu iple bağlamaya kalktım ama istemedi. Bunun üzerine çalışsın diye; anne babasıyla konuşup evdeki televizyonu kaldırttım. Sonuçta bu ortaya çıktı." Bayanlar, baylar... Karşınızda Öçal ve saz arkadaşları...

HÜZÜN YOK, NEŞE VE EĞLENCE VAR

* "Oynamaya Geldik" Trakya All Stars'la yaptığınız ilk albüm "Kırklareli İl Sınırı"nda daha neşeli değil mi?

Evet. Bu albüm Türkiye insanının kanına girecek 9/8'lik parçalardan oluşuyor. Bu kez konsept; şen, şakrak, canlı.. Hüzün yok. Bir iki parçada hüzünlü bir makam dizisi olsa da, sözler ya da müziğin yapısı hiç öyle değil. Bu albümdeki şarkılar, 100 parça arasından seçildi. Mesela; 'Zigoş' isimli bir parçamız var. Bu Yunanca'da bir köyün ismi... Melodisi çok zengin, öyle bir melodi zor bestelenir.

* Trakya All Stars'la yaptığınız ilk albümden temel farkı bu mu yani...

İlk albüm kendini tanıtan bir demo gibiydi. Hem arşivlik bir albüm, hem de Trakya ile Kırklareli'nin yöresel ve müzikal zenginliklerini barındırıyordu. Balkan musikisinin etkisi, davul, zurna ve ince sazın iç içe girmesi iki albüm arasındaki bariz farklılıklar...

* Peki ismi niye Oynamaya Geldik?

İnsanların eğlenmeye ihtiyacı olduğunu mu düşünüyorsunuz? Valla bana öyle geliyor. Bu albümle herkesi oynatmayı hedefliyorum. Ben yurtdışında yaşıyorum. Buraya geliyorum, Türk toplumunun keyfi yokmuş gibi... İnsanların suratı asık, trafikte el bombaları gibi geziyorlar. Herkes agresyon yüklü... Her an bir şey olabilir. Düşünebiliyor musunuz? Bu şehrin içinde yaşıyoruz. Yapılan müzikler hep dramatik; içlerinde hep kader var. Ancak hayatın güzel taraflarını da görmek lazım. Bu müziklerde organik bir katkı maddesi yok, depresyon yok. Sadece yüzde 20 oranında Smadj'ın yaptığı efektler var. Onlar da kesinlikle vücuda, akla, beyne zarar verecek ölçüde değil. Bu da dikkat çekme ve dünya müziği adı altında sunabilmek için gerekiyor. Bu albüm ilkinden çok daha iyi... Kalıcı, evladiyelik ve yıpranmayacak.

BURCU'YU DİSİPLİNLE YETİŞTİRDİM

* Smadj'ın elektronik müzik alanında size katkısı nasıl oldu?

Smadj'la 5 sene önce Arhan Kayar 'Reaktör' diye bir proje yapıyordu. Orada tanıştık. Trakya çıkınca aklıma geldi; o da Tunus kökenli, hemen intibak etti. Ayrıca ilkine göre çok başarılı.

* Kaç kişi var bu albümde size eşlik eden?

Gençlerle birlikte 14 kişiyi bulduk ama sahneye 10 kişi çıkıyoruz. İki kişi daha büyüdü anlayacağınız...

* Şu yeni keşfiniz Burcu'ya gelecek olursak...

Yaptığım parçaların çoğu sözlü... Bu kez vokalli olsun istedim. Piyasada, çocuk sesi var ama kadın sesi yok. Olan da benim işime yaramıyor. Çünkü ben piyasa yapmıyorum. Gittik bizim mahalleye; bir kız olsun vasat ama orijinal olsun istedim. Cecilia Bartoli, Kibariye gibi yırtınıp bağırmasındansa amatör bir kız lazımdı, bulduk. Fakat biraz piyasa söylüyordu. Kızdım. Kafasını 3-5 gün yıkadım. Her provada kayıt alıyor, karşılaştırıyorum. Kasetlerde bambaşka sözler çıkıyordu... Çünkü şarkıların sözlerini atıyordu. Derken; bir ayna buldum ona. Çok el, kol hareketi yapıyordu. 'Şimdi senin ellerini kollarını bağlayacağım' dedim. 'Yapma' dedi. Ben de 'Kapan odaya, evde televizyon izlemek yasak!' dedim. Anasına babasına da kaldırın evden televizyonu diye tembihledim.

* Kıza resmen işkence yapmışsınız...

Ruslar klasikçileri, balerinleri ve kemancıları öyle yetiştiriyor. Sert olacaksınız, disiplinli olacaksınız.

HAYATTA KİMSEYE ŞIMARMAM!

* Biraz fazla olmuş ama...

O benim elime düşmedi ama düşecek. Bu iş için beyin yıkamak lazım. 14 yaşında Erdem adında darbuka çalan bir çocuk yetiştiriyorum, küçük Burhan Öçal. Her şeyimi kapmış. İşte böyle tipler bulacağım. Burcu albümde iki parçayı seslendiriyor. Diğerlerini ise Yüksel seslendiriyor. Yüksel de onun amcası ve bence Türkiye'de Roman şarkıları söyleyen en iyi erkek... Şimdi bu kız kafasını kullanırsa, hırs yapar ve beni dinlerse Türkiye için iyi bir ses olabilir.

* Siz çalışacaksınız üzerinde değil mi?

Ben bırakmam peşini... Yoksa benim vaktim yok, herkesle uğraşmam tek tek. Mesela darbukacı Erdem 8 senede şeyi almış. Burhan Öçal'ın küçük hali. Bir de Ümit var, onun büyüğü.. Ufaklıkla kimse başa çıkamaz. Bu çocuk 10 seneyi bulmaz ezer geçer herkesi... Şımarmazsa... Çoğu piyasaya giriyor, onun bunun arkasından gidip şımarıyor.

* Siz bunca sene piyasadasınız, şımardınız mı?

Bende ciddiyet var! Hayatta başkalarına karşı şımarıklık yapmam. İşimi kutsal bilirim. Piyasa bozuk olunca, kimileri bozuluyor ama...

* Peki Show TV'de 'Maçolar'da oynuyorsunuz. Bir de Türkmax'ta bir programınız var. Başka projelerinizin de olduğu konuşuluyor.

Apo (Abdullah Oğuz) ile projelerimiz var. Hayatımı oynayacağım. Ama bu Abdullah Oğuz'un sıralamasına bağlı... Maçolar'da önce güzel bir oynayayım. Artık girdik bu dünyanın içine... Ama yanlış anlaşılmasın bu dünyanın içinde müzik her zaman olacak. Müziksiz yapamam...

ASLI ÖRNEK - GÜNAYDIN