Menü
Röportaj : Keremcem: "Rock dinliyor ama ucuz şarap içmiyorum"
08 Ağustos 2008 Cuma - 02:06 GMT
Keremcem

Şu sıralar "Elif" adlı yeni dizisinin çekimleri ve konserleri sebebiyle hareketli günler geçiren Keremcem'i InStyle dergisi sette yakaladı. Ve ünlü şarkıcıyla müzikten alışverişe, stilden tatile uzanan keyifli bir röportaj yaptı...

- Biyografinizde lise yıllarında hard rock dinleyip ucuz şarap içerek kafa salladığınız bir dönem olduğu yazıyor. Müzikal açıdan ilerlemenize katkısı oldu mu o dönemin? İlerletmeyi bırakın, başlatan o zaten. Gitar çalmaya başlamama rock müzik sebepti. Değişen bir şey yok aslında. Hâlâ rock dinliyorum. Ucuz şarap içmiyorum sadece.

- Ne dinlersiniz mesela? Eskiden Sepultura, Megadeth, Slayer falan dinlerdim. Bayağı heavy metal dinliyordum, şimdi biraz daha yumuşadı tabii. İyi rock solistlerine özenirim. İlk şarkı söylemeye başladığımda onlar gibi söylemeye çalışıyordum. Tabii söyleyemiyordum, yumuşak bir sesim var.

- Sizin çok belirgin bir tarzınız var. Genelde insanlar sizi "efendi çocuk" olarak görüyor. Müzisyenlerin sağı solu pek belli olmayan tipler olduğunu düşünürsek, sizin de bizim görmediğimiz öyle bir tarafınız var mı? Çok olduğunu söyleyemem. Beni gördükleri gibiyim.

- "İyi aile çocuğu" diyorlar. Onu bilemeyeceğim tabii. Yani ailem evet iyi. Ben de "halim selim" derler ya, öyleyim. Ev hayatını, yalnızlığı seven bir adamdım zaten, şimdi de öyleyim.

- Pek çıkmaz mısınız? Arada çıkıyorum tabii ki. Ama herkesin olduğu yerlere gitmiyorum. Hayatımda bir defa Reina'ya, bir defa da Laila'ya gittim, onlar da davetti.

- Genellikle nerelere gidersiniz? Ben yeni İstanbullu sayılırım. 2001'de geldim buraya. Beyoğlu ve Nişantaşı'nın daha çok yeri var bende.

- Alışverişle aranız nasıldır? Çok uzun süren alışverişlerden sıkılıyorum. Güzel giyinmeyi seviyorum, kendimi iyi hissediyorum ama çok beğenerek aldığım ve giymediğim de bir sürü kıyafetim var. Onları birilerine veriyorum.

- Sahnede ağırlıklı olarak takım elbise giyiyorsunuz, değil mi? Hep takım elbise giyiyorum.

- Şimdilerde kravatsız pop şarkıcısı kalmadı. Bu durumda kravattan vazgeçmeyi düşünür müsünüz? Yok. "İlk ben giydim takım elbise" demedim, demeye de hakkım yok. Ama 2004'te ilk albümüm çıktığından beri 150 - 170'e yakın konser verdim. Hep takım elbise giydim.

- Neden onu tercih ettiniz?

Aykut - Seden Gürel ve ben oturduk, albüm fotoğrafı çekilecekti, konuştuk. "Ne giymek istersin?" dediler. Takım elbise fikri çıktı ortaya. "Rahat hisseder misin kendini?" diye sordular. Ben çok seviyordum takım elbiseyi. Lisede nefret ederler ya, ben bayılırdım.

- Hiç ceza almamışsınızdır o zaman. Hiç. Kravat bağlamayı da severim mesela.

- Peki sahnede takım elbiseyle terlemiyor musunuz? Çıkarıyorum ceketi. Çok eğleniyorum konserde, herkes çok eğleniyor, göbek falan atıyorum.

Evet. Öyle şarkılarım var birkaç tane. Takım elbiseli bir adamın sahnede göbek atması zaten komik bir şey. Ben de kendimle dalga geçiyorum. İyi göbek atabildiğim falan yok. Kendime göre komik bir dansım var. Çok eğleniyorum.

- Tatile çıkma fırsatınız oldu mu? Olmadı. Çekimler devam ediyor. Hafta sonu da konserler oluyor.

- "Elif"in senaryosunda sizi ne cezbetti? Çok senaryo okudum. 20 - 25'e yakın. Hikayenin ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Müzikte beste neyse, dizide veya filmde de hikaye o... Elif'in hikayesi güzel. Bir de Türk dizilerinde “Başlayalım gider” diye başlıyor, tutunca da acayip bir yerlere gidiyor. 30'uncu bölümde "N'oldu bu diziye!" diyorsun. Bunun tam bir hikayesi var.

- Anneniz isminizin söylenişi konusunda çok hassasmış. Keremcem denilmesini istiyormuş. Siz de hassas mısınız? Eskiden hassastım. O da annemden gelen bir şeydi, Keremcem dedirtirdi hep. Şimdi o kadar takmıyorum, zaten insanlar da Keremcem diyor artık.

- Aileniz size çok destek olmuş. Bu destek hâlâ sürüyor, değil mi? Tabii. Benim pek çok şeyi onları mutlu etmek için yaptığımı biliyorlar. Bu da onları çok mutlu ediyor. Çok şekerler.

- Hayatta en çok önem verdiğiniz şeylerden biri nezaket mi? Evet. Çünkü samimiyet ve saygı sınırını pek çizemiyoruz. Beraber olmazmış gibi oluyor. Ben yapabildiğimi düşünüyorum. Etrafımdakilerin de yapabilen insanlar olduğunu görüyorum. Olmayanları da yavaş yavaş hayatımdan çıkarıyorum.

- Oyunculuğa devam edecek misiniz? Edeceğim, seviyorum. Kendimi orada görmeyi de seviyorum.

- Kendinizi ilk izlediğinizde irkilmiş miydiniz? Tabii canım. Böyle balıklama dalan biri olunca... Herkes irkilir herhalde.

- Yine de kabul ettiniz ama...Ettim, evet.

- Nedeni neydi? Nedeni "neden olmasın"dı, ikincisi de bugüne kadar yaptığım işlere bakınca, bana zarar vermeyecek, bana yakışacağını düşündüğüm, keyif aldığım her şeyi yaptım aslında. Onlardan biriydi oyunculuk. Ve bir de tabii ki dizinin müziğime ne kadar katkısı olabileceğini öngördük Aykut Gürel'le beraber. Bunu inkar edemem. 10 bin satmamıştı benim albümüm. Diziden sonra 120 bin falan sattı.