Menü
Röportaj : Yaşar: "Pop müzik çöplüğe döndü"
01 Temmuz 2008 Salı - 15:32 GMT
Yaşar

Aylardır stüdyoda sabahlayan Yaşar, pop müzik piyasasını ağır bir dille eleştirdi. Yeni albüm çalışmaları nedeniyle aylardır stüdyoda sabahlayan Yaşar, pop müzik piyasasını ağır bir dille eleştirdi. Piyasanın kalitesiz işlerle kirletildiğini belirten Yaşar, "Kulakları samimiyetsiz, içten olmayan, inanmadan yapılan müziklerle dolduruyorlar. Eğer onlar popçuysa, ben değilim. Onlara başka bir isim bulursanız, bana da popçu diyebilirsiniz. Türkiye'de pop müzik çöplüğe döndü" dedi...

Stüdyoya girmiştiniz. Akustik albümünüz tamamlandı mı? - Yıllardır ilk halleriyle seslendirdiğim şarkıları farklı şekillerde söyleme düşüncem vardı. Bazılarını sahnede uyguluyorduk ama kayıt olmuyordu. Bu kez çok az enstrüman kullanalım dedik. "Bir gitar, bir Yaşar olsun" derken, sonrasında yeni şeyler de eklendi. Albüm dört enstrümanı geçmeyecek şekilde aranje edildi. Kayıtları bitti. Hiçbir elektronik saz kullanmadık. Şimdi albüm yaz sonunda mı, eylül de mi çıkmalı, onu kararlaştırmaya çalışıyoruz.

Kendi şarkılarınızı tekrar yorumladınız değil mi? - İlk üç albümdeki şarkılardan bir derleme yaptık. İnternet sitemde sevilen şarkılarımı oylamaya sundum. Size de şarkılarımdan bir albüm şarkı listesi hazırlayın desem, yüzde 90 başarılı olursunuz. Herkes aynı şarkıları seçince bunda bir hayır vardır diye yola çıktık. Yaparken de çok keyif aldık.

Albümler bu şekilde daha mı kolay tamamlanıyor? - Bundan sonra albümlerimi böyle yapmayı düşünüyorum. O kadar rahat ve güzel bir çalışma ortamı vardı ki... Uzun süredir yapmak istediklerimi de yaptım. Mesela şarkıların içine Türk sazlarını kattık. Ud gibi, ney ve duduk gibi enteresan Türk sazlarını da albümde kullandık. Hüsnü Şenlendirici bir şarkıda klarnet çaldı. Bir enstrümanla bir insanın düeti oldu. Yeni Türkü'den Serdar Barçın da alto saksofonla katkıda bulundu. Bu 'enstrüman-insan düeti'ni Santana yapıyordu zaten, biz de denedik.

Sıfır kilometre albüm bekleniyordu sizden. O ne zaman gelecek? - Onu da yapacağız. Son albüm bir yıl önce çıktı. Genellikle Türkiye'de albümlerin arası iki senedir. Ama ben hem bir şeyler yapmak istiyordum hem de daha zamanı değildi. Böylece arada bir şeyler yapmaya karar verdim. Daha uzun aralar verince unutuluyorsunuz. Dinleyicinin kulağını fazla boş bırakmamak gerekiyor.

O kulakları nelerle dolduruyorlar? - Samimiyetsiz, içten olmayan, inanmadan yapılan müziklerle dolduruyorlar. Burada işleriyle klasikleşmiş isimlerden bahsetmiyorum. Yeni isimler de olsun ama ortada ne melodi var ne yapılan şeylerin iki ay sonrasında ömrü! Ben hiçbir zaman pop müzik dinlemedim. Dünyadaki iyi işleri bile seçerek dinleyen birinin Türk pop müziği dinlemesi düşünülemez.

Ama sizi de pop şarkıcısı olarak adlandırıyorlar... - Ondan bile rahatsızım. Eğer onlar popçuysa, ben değilim. Onlara başka bir isim bulursanız, bana da popçu diyebilirsiniz. Türkiye'de pop müzik çöplüğe döndü.

DRUM Live konserlerine nasıl dahil oldunuz? - Bu, müzikle toplumları birleştirmek adına yapılan bir organizasyon. Her hafta bir konser oluyor ve bunun için ilk mekán olarak Sortie seçildi. Bize de böyle teklifte bulunduklarında seve seve kabul ettik. DRUM Live konserlerine Sortie'den sonra Çeşme'de de devam edeceğiz. İstanbul'da izleyiciyle müziği buluşturmak için fazla şansımız olmuyor.

Neden şansınız olmuyor? - Bir kulübe konser vermeye gittiğiniz zaman tam anlamıyla konser vermiş olmuyorsunuz. Orada bir çeşit eğlenceye dahil olmuş ya da birilerini eğlendirmek için şarkı söylemiş oluyorsunuz. Repertuvarınızı istediğiniz gibi bir izleyiciye dinlettirmek genellikle kış aylarında mümkün oluyor.

Konserlerin ana teması müziğin birleştirici etkisi. Müzik bu kadar güçlü mü? - Ne amaçla olursa olsun, her insanı bir araya getirebilecek en güçlü sanat müzik. Bir şey anlatma sanatı olarak belki sinema müziğin önüne geçmiş olabilir ama söylem olarak müzik bir adım önde. Müziğin dili yok. Anlamasak da insanın dilini, ırkını, eğitimini, rengini ve milliyetini geçip, direkt kalbine geçen bir şey müzik. Bu anlamda doğru bir araç.

"Hayatta her şeyi tattım, bir evlenmek kaldı" diyordunuz. Aday var mı? - Özlemini çektiğim doğru, bunlarla ilgili baskı gördüğüm de doğru. Çevremde tüm arkadaşlarımın çocuklarıyla çok iyi anlaşmakla anılırım. Dışarı çıkarken çocuklarını bana bırakırlar. Zamanında evlenmek istiyorum demiştim ama aday olsa da kısmet ve cesaret işi bu. Gereklilik ve gerçeklikle alakalı bir durum. Tam anlamıyla gerekliliğe dönüşürse gerçekleşebilir.

Yerinde duramayan bir mizacınız var. Belki bu yüzden evlenemiyorsunuz... - Bu kıpır kıpırlığım hep devam edecek. Eskiden aşk evliliğine inanıyordum, artık buna da inanmıyorum. Evlendikten kısa bir zaman sonra bir çeşit komediye dönüşüyor her şey. O idealizmimden vazgeçtim. Hastalıkta ve sağlıkta sadakat ve özveri denen şeyi yakın çevremde gördüm, öyle bir ortamda büyüdüm. Olacaksa böyle olmalı.

Röportaj: Sinem Vural - Hürriyet